45

٤٥

وَسَكَنْتُمْ فى مَسَاكِنِ الَّذينَ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ الْاَمْثَالَ

(45) ve sekentüm fi mesakinil lezine zalemu enfüsehüm ve tebeyyene leküm keyfe fealna bihim ve darabna lekümül emsal

siz de yerleştiniz yerleştikleri yere kendi nefislerine zulüm edenlerin size açık beyan belli oldu onlara nasıl bir işlem yaptığımız size misaller gösterdik

(45) “And ye dwelt in the dwellings of men who wronged their own souls ye were clearly shown how We dealt with them and We put forth (many) Parables in your behalf!”

1. ve sekentum : ve siz yerleştiniz
2. fî mesâkini : meskenlere
3. ellezîne zalemû enfuse-hum : nefslerine zulmeden kimseler
4. ve tebeyyene : ve beyan edildi (açıklandı)
5. lekum : size
6. keyfe : nasıl (neler)
7. fealnâ : yaptık
8. bi-him : onlara, onları
9. ve darabnâ : ve (misal) verdik
10. lekum : size
11. el emsâle : misaller, örnekler

Advertisements