57

٥٧

لَخَلْقُ السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ اَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ النَّاسِ وَلكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَايَعْلَمُونَ

(57) le halkus semavati vel erdi ekberu min halkin nasi ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun
Elbette semaları ve arzı yaratmak insanları yaratmaktan daha büyüktür lâkin insanların çoğu bunu bilmezler

(57) Assuredly the creation of the heavens ant the earth is a greater (matter) than the creation of men: yet most men understand not.

1. le : mutlaka, muhakkak ki
2. halku : yaratılış
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü, yer
5. ekberu : daha büyük
6. min : den
7. halkı : yaratılış
8. en nâsi : insanlar
9. ve : ve
10. lâkinne : lâkin, fakat
11. eksere en nâsi : insanların çoğu
12. lâ ya’lemûne : bilmezler


SEBEB-İ NÜZUL
Ka’b ve Ebu’l-Aliye şöyle diyor: Bu âyet-i kerime yahudiler hakkında na­zil oldu. Ebu’l-Aliye der ki: Bu âyet-i kerime onlar hakkında nazil oldu. Çünkü onlar Deccâl’in kendilerinden çıkacağını ve onun sayesinde bütün yeryüzüne hakim olacaklarını iddia etmişlerdi. İşte onların bu iddiaları üzerine Allah Tealâ Rasûlü’ne bu âyet-i kerimeleri indirerek Deccâl’in fitnesinden Allah’a sığınma­sını emretti.

Bu rivayet âyet-i kerimenin medenî olduğuna delâlette açıktır