202

٢٠٢

اُولءِكَ لَهُمْ نَصيبٌ مِمَّا كَسَبُوا وَاللّهُ سَريعُ الْحِسَابِ

(202) ülaike lehüm nasiybüm mimma kesebu vallahü seriul hisab

İşte bunların kazandıklarından nasipleri (vardır) Allah hesabı çabuk görendir

(202) To these will be allotted what they have earned and Allah is quick in account.

1. ulâike : işte onlar
2. lehum : onların vardır
3. nasîbun : nasip
4. mimmâ (min mâ) : o şeyden
5. kesebû : kazandılar, (dereceler) kazandılar
6. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
7. serîu : seri, çabuk
8. el hısâbi : hesap

أُوْلَئِكَişte onlar var yaلَهُمْonlar içinنَصِيبٌbir nasip vardırمِمَّا كَسَبُواkazandıklarındanوَاللَّهُAllahسَرِيعُçok süratli olandırالْحِسَابِhesabı


SEBEB-İ NÜZUL

İşte onların kazandıklarından nasîbleri vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.

“(Hacc) menâsikinizi bitirince atalarınızı andığınız gibi, hattâ daha kuvvetli bir anışla Allah’ı anın.” âyetin nüzul sebebinde üç kavil vardır:

1. Câhiliye halkı hacc mevsiminde bir araya gelip toplandıklarında câhiliye devrinde babalarının yaptıklarını, önemli gün ve olayları neseblerini anar ve birbirlerine karşı bunlarla övünürlerdi ki bu âyet nazil oldu. Bu manâ Hasen, Atâ ve Mucâhid’den rivayet ediliyor.

2. Araplar bir hadise naklettikleri veya bir söz konuştukları zaman: “Babana yemin olsun ki şöyle şöyle yaptılar.” Derlerdi, bunun üzerine bu âyet nazil oldu. Bu kavil de Hasen’den rivayet edilmiştir.

3. Hacılar hac menâsikini bitirdikleri zaman Mina’da birisi kalkar ve: “Allah şahid ki babam cömertti, çok malı vardı, bana şunları şunları verdi.” Der, Allah’ı zikretmez, sadece babasını anar, Allah’tan kendisine dünyalık vermesini isterdi. İşte bunun üzerine bu âyet nazil oldu. Bu görüş de Suddî’den rivayet edilmiştir.

Mücahid ise haccın bitiminde ataları ve nesebleriyle övünmelerinin Mina’da değil Ka’be’nin yanında olduğunu belirterek der ki: Câhiliye devrinde insanlar hacc mevsiminde toplanıp hacc görevlerini yerine getirdikten sonra Ka’be’nin yanında bir araya gelir ve atalarıyla, geçmişteki Övünç günleriyle birbirlerine karşı Övünürlerdi. (Bu hal İslâm geldikten sonra da devam edince) Allah Tealâ “.(Hacc) menâsikinizi bitirince atalarınızı andığınız gibi, hattâ daha kuvvetli bir anışla Allah’ı anın.” Âyetini indirdi Saîd ibn Cubeyr’den gelen rivayette ise bu övünmelerinin Arafat’taki vakfe sırasında olduğu söylenmektedir.

Ayetin “Artık o insanlardan kimi: “Ey Rabbımız, bize düyada ver.” Der ki onun âhiretten nasibi yoktur.” Kısmının nüzul sebebi olarak Ebu Bekr ibn Ayyâş’tan rivayet ediliyor ki Câhiliye devrinde hacc menâsikini bitirdikten sonra “Ey Allahımız, bize develer ver, bize koyunlar ver.” Diye dua ederlermiş. İşte bunun üzerine Allah Tealâ âyetin bu kısmını indirmiş.

İbn Abbâs’tan gelen rivayete göre ise “Ey Rabbımız, bize düyada ver.” Der ki onun âhiretten nasibi yoktur.” Kısmı Arafat’ta vakfeye gelip de burada “Ey Allahım bu senemizi bolluk, bereket ve hayır senesi kıl.” Diye dua eden bazı bedeviler hakkında; onlardan sonra Arafat’a gelip “Ey Rabbımız, bize dünyada da iyi hal ver, âhirette de iyi hal ver ve bizi o ateş azabından koru.” diye dua eden mü’minler hakkında da “İşte onların kazandıklarından nasîbleri vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.” Âyetini indirdi.

“İşte onların kazandıklarından nasîbleri vardır…” âyetinin nüzul sebebi hakkında İbn Abbâs’tan şöyle bir rivayet daha var: Birisi gelip Hz. Peygamber (sa)’e: “Ey Allah’ın elçisi, babam haccedemeden vefat etti. Onun yerine hacce­deyim mi?” diye sordu da Efendimiz: “Babanın bir borcu olsa da ödeşen o bor­cu baban ödemiş olmaz mı?” şeklinde bir soruyla cevap verdi. Adamın: “Elbette öyledir.” Demesi üzerine de: “O halde Allah’ın alacağı ödenmeye daha lâyık­tır.” Buyurdu. Adam: “Peki bana bundan bir ecir var mı?” diye sorunca Allah Tealâ bu âyeti indirdi ki hem haccedenin, hem de yerine haccedilenin bu hacdan ecri vardır, ikisi bu haccin ecrinde ortaktırlar demektir.

Advertisements