30

٣٠

وَلَوْ نَشَاءُ لَاَرَيْنَاكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُمْ بِسيميهُمْ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فى لَحْنِ الْقَوْلِ وَاللّهُ يَعْلَمُ اَعْمَالَكُمْ

(30) ve lev neşaü le eraynakehüm fe learaftehüm bisimahüm ve le ta’rifennehüm fi lahnil kavl vallahü ya’lemü a’maleküm
Dilersek biz onları sana gösterirdik sen de onları simalarından tanırdın sen onları mutlaka lakırdılı konuşmasından tanırdın Allah sizin amellerinizi bilir

(30) Had We so willed, We could have shown them up to thee, and thou shouldst have known them by their marks: but surely thou wilt know them by the tone of their speech! And Allah knows all that ye do.

1. ve lev : ve eğer
2. neşâu : dileriz
3. le : elbette, mutlaka
4. ereynâ-ke-hum : onları sana gösterdik
5. fe : böylece, o zaman
6. le : elbette, mutlaka
7. arefte-hum : onları tanıdın
8. bi sîmâ-hum : simalarıyla, simalarından
9. ve le ta’rifenne-hum : ve onları mutlaka tanırsın
10. fî lahni el kavli : sözlerdeki gizli mânâ, ima
11. vallâhu : ve Allah
12. ya’lemu : bilir
13. a’mâle-kum : sizin amelleriniz

وَلَوْ eğerنَشَاءُ biz dilersekلَأَرَيْنَاكَهُمْ sana onları elbette gösteririzفَلَعَرَفْتَهُمْ böylelikle onları tanırsınبِسِيمَاهُمْ simalarındanوَلَتَعْرِفَنَّهُمْ andolsun sen onları tanırsınفِي لَحْنِ söyleniş tarzından daالْقَوْلِ sözlerinوَاللَّهُ şüphesiz Allahيَعْلَمُ bilirأَعْمَالَكُمْ amellerinizi

Advertisements