149

    RevelationCuzPageSurah
    92 6101Nisa(4)

١٤٩

اِنْ تُبْدُوا خَيْرًا اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَاِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا قَديرًا

(149) in tübdu hayran ev tuhfuhü ev ta’fü an suin fe innellahe kane afüvven kadira

eğer siz hayrı açıklar yahut onu gizlerseniz yahut affederseniz bir kötülüğü şüphesiz Allah bağışlayıcıdır her şeye kadirdir

(149) Whether ye publish a good deed or conceal it or cover evil with pardon, verily Allah doth blot out (sins) and hath power (in the judgment of values).

1. in : eğer, şayet
2. tubdû : açıklarsınız
3. hayran : hayır
4. ev : veya, ya da
5. tuhfû-hu : onu gizlersiniz
6. ev : veya, ya da
7. ta’fû an : siz affedersiniz
8. sûin : kötülük, fenalık
9. fe : o zaman, o taktirde
10. inne : muhakkak
11. allâhe : Allah
12. kâne : oldu, …dır
13. afuvven : affeden, affedici
14. kadîran : kaadir, kudret sahibi, gücü yeten

إِنْ تُبْدُوا açıklarsanızخَيْرًا bir hayrıأَوْ veyaتُخْفُوهُ onu gizlersenizأَوْ yahutتَعْفُوا affedersenizعَنْ سُوءٍ bir kötülüğüفَإِنَّ muhakkakاللَّهَ Allahكَانَ olandırعَفُوًّا Afuvvقَدِيرًا ve Kadir


AÇIKLAMA

Yüce Allah kötü sözü açıkça söyleyen, insanların kusurlarını ulu orta an­latan kimseleri cezalandırır. Çünkü böyle bir tutum düşmanlığı körükler, nef­reti, kini galeyana getirir, ruhlara düşmanlık tohumlarını eker. Aynı şekilde bu, o sözleri dinleyenlere de bir kötülüktür. Bunun sonucunda o sözleri dinle­yenlere kötülükleri işleme, kötülük işleyeni taklit etme cesaretini verir, işiten­leri kötülük yapmaya iter. Çünkü kötülüğü dinlemek tıpkı kötülük yapmak gi­bidir.

Kötü sözü gizli söylemek de aynı şekilde haramdır ve cezayı gerektirir. Şu kadar var ki, ayet-i kerimede zararı daha fazla, fesadı daha genel ve daha teh­likeli olduğundan dolayı yalnızca açıkça söyleme hali zikredilmiştir. Çünkü Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz hayasızlığın mü­minler aras��nda yaygınlık kazanmasını isteyenler için dünyada da ahirette de oldukça acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nûr, 24/19).

Daha sonra Yüce Allah kötü sözün açıkça söylenmesinin caiz olduğu bir hali istisna etmektedir: Bu, yöneticiye, hakime veya üzerindeki zulmü kaldır­ması, imdadına koşması umulan başka herhangi bir kimseye zalimin zulmün­den şikayette bulunma halidir. Zalimi şikayet etmek şer”an istenen bir iştir. Çünkü Yüce Allah kullarının zulme karşı sessiz kalmalarını yahut kendilerine yapılan haksızlıklara boyun eğmelerini yahut küçük düşürülmeyi kabullenerek zillete sessizlikle karşılık vermelerini sevmez. İmam Ahmed şunu rivayet et­mektedir: “Şüphesiz hak sahibinin söylemesi gereken bir söz vardır.” Bu ise iki zarardan daha hafif olanını işlemek ve iki kötülükten daha büyük olanını ber­taraf etmek kabilinden bir tutumdur.

Kötü sözü açıkça söylemenin caiz oluşu ile caiz olmayışı hallerinin her bi­risi, Yüce Allah’ın alabildiğine hassas gözetimi altındadır. O söylenen bütün sözleri işitir. Sözleri söylemeye iten niyet ve maksatları bilir. Bütün yaratık­ların yaptıkları her türlü fiil ve tasarrufları çok iyi bilendir. Haklı olana sevap verir. Batıl üzere olanı cezalandırır. Zulmün ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, her zalimin zulmüne ceza verir.

İster söz, ister fiil kabilinden olsun, hayırlı herhangi bir şeyi açığa vurmak yahut gizlemek veya kötülük yapanı bağışlamak gibi amellerin her birisini Allah hayır ile mükâfatlandırır, hatta Allah böyle davranmaya teşvik bile eder.

Çünkü Yüce Allah hayırlı işler yapmayı sever, kötülükleri bağışlar. Bununla birlikte O, kötülük işleyeni cezalandırmaya tam anlamıyla kadir olandır. Yüce Allah’ın emrettiği ahlâkî güzelliklerle bezenmek ise güzel bir iştir ve teşvik edilmiştir

Advertisements