5

٥

عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَالَمْ يَعْلَمْ

(5) allemel’insane ma lem ya’lem
İnsana öğretmiştir bilmediği şeyleri

(5) Taught man that which he knew not.

1. alleme : öğretti
2. el insâne : insan
3. : şey
4. lem ya’lem : bilmiyor

عَلَّمَ öğretti الْإِنسَانَ insana مَا لَمْ يَعْلَمْ bilmediğini


SEBEB-İ NÜZUL

Yahya ibn Bükeyr kanalıyla Hz. Aişe’den rivayette o şöyle anlatıyor: Rasûlullah (sa)’a gelen ilk vahy uyku halinde iken görmüş olduğu sâdık rüya­lardır. Hangi rüyayı görse mutlaka gün aydınlığı gibi aynen çıkardı. Sonra ona yalnızlık sevdirildi, Hıra mağarasına çekilip orada pek çok gece ibadetle geçi­rirdi. Bunun için de yanına azık alırdı. (Azığı bitince) Hz. Hadice’nin yanına gelir ve yine azığını alıp tekrar mağaraya dönerdi. Nihayet O Hıra mağarasında iken hakk ona geliverdi. Melek O’na geldi ve: “Oku.” dedi. Rasûlullah: “Ben okuyucu değilim (okuma bilmiyorum).” dedi. Hz. Peygamber der ki: “Melek beni aldı ve takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve: “Oku.” dedi. Ben yine: “Ben okuyamam.” dedim. Beni ikinci kere takatten kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve: “Oku.” dedi. Ben yine: “Ben okuyucu değilim.” dedim. Beni üçüncü kere yakalayıp takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve: “Yara­tan Rabbinıi adıyla oku. O, insanı bir alakadan yaratmıştır. Oku, Rabbin niha­yetsiz kerem sahibidir.” dedi. Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam ediyor: Rasûlullah bununla (Cibrîl’in kendisine okuduğu vahyle) kalbi titreyerek döndü ve Hz. Hadice bint Huveylid’in yanına girdi, “Beni örtün, beni örtün.” dedi. Onun üstünü örttüler. Nihayet korkusu geçince Hadice’ye olanları haber verdi ve “Ey Hadice, bana ne oluyor? Kendimden (bana bir şey olmasından) kork­tum.” dedi. Hz. Hadice O’na: “Asla! korkma sana bir şey olmaz. Allah’a yemin ederim ki Allah seni asla rüsvay etmiyecek (seni üzmeyecek)tir. Çünkü sen sıla-i rahimde bulunur, Sözün doğrusunu konuşur, yorulmuşları taşır, yoksullara verir, misafirleri ağırlar, musibete uğrayanlara yardım edersin.” deyip onu Hz. Hadice’nin amcası oğlu olan Varaka ibn Nevfl ibn Esed ibn Abdu’l-Uzzâ’ya götürdü. Varaka Câhiliye devrinde hristiyan olmuştu. İbranice kitap yazar ve Allah’ın dilediği miktarda İncil’i İbranice (veya Arapça) yazardı. Çok yaşlanmış ve gözleri kör olmuştu. Hz. Hadice ona: “Ey amcamın oğlu, kardeşin oğlu (Muhammed)’i dinle.” dedi. Varaka: “Ey kardeşim oğlu nedir gördüğün?” diye sordu, Hz. Peygamber (sa) de gördüğünün haberini ona haber verdi. Varaka O’na: “Bu (sana gelen) Allah’ın Musa’ya indirmiş olduğu Nâmûs’tur. Keşke genç olsaydım ve kavmin seni (yaşadığın kasabadan) çıkardıklarında hayatta olsaydım.” dedi. Hz. Peygamber (sa): “Onlar beni çıkaracaklar mı?” dedi. Vara­ka: “Evet, senin getirdiğini kim getirse mutlaka ona düşmanlık edilir. Eğer ben senin o gününe ulaşacak olursam elbette seni desteklerim.” dedi ve fakat çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahy de kesildi. Hz. Peygamber (sa) vahyin ke­silmesine çok üzüldü.

İbn Şihâb kanalıyla Câbir ibn Abdillâh el-Ansarî’den rivayette o vahyin kesilmesinden bahisle naklettiği hadisinde Hz. Peygamber (sa) şöyle anlatır: Ben yürürken gökten bir ses işittim. Gözlerimi göğe çevirdiğimde ne göreyim; bana Hıra’da gelen melek gökle yer arasında bir kürsüye oturmuş. Ondan öyle korktum ki hemen eve dönüp “Beni örtün, beni örtün.” diyebildim. İşte bunun üzerine Allah Tealâ “Kötü şeylerden sakm”a kadar “Ey örtüye bürünen, kalk ve uyar…” âyetlerini indirdi ve ondan sonra da artık vahy peşpeşe gelmeye devam etti.

İmam Ahmed’in Zührî kanalıyla Hz. Aişe’den rivayetle tahric ettiği bu ha­diste vahyin kesildiği sırada olanlar anlatılırken Hz. Peygamber (sa)’in o devre­de vahyin gelmemesi uzayınca kendini dağların zirvesinden atmaya niyyetlendiği, kendini atmak üzere her bir dağ zirvesine çıkışında Cibril’in ken­disine görünerek “Ey Muhammed sen gerçekten Allah’ın elçisisin.” diyerek onu teskin ettiği ayrıntısına da yer verilmiştir.