76

    RevelationCuzPageSurah
    87 110 Bagarah(2)

٧٦

وَاِذَا لَقُوا الَّذينَ امَنُوا قَالُوا امَنَّاوَاِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ اِلى بَعْضٍقَالُوا اَتُحَدِّثُونَهُمْ بِمَا فَتَحَ اللّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَاجُّوكُمْ بِه عِنْدَ رَبِّكُمْ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

(76) Ve iza leküllezine amenu kalu amenna ve iza hala ba’duhüm ila ba’din Kalu etühaddisunehüm bi ma fetehallahü aleyküm li yühaccuküm bihi inde rabbiküm e fe la ta’kilun

Ve iman edenlerle karşılaştıklarında biz de iman ettik derler bir birleri ile baş başa kaldıkları zaman derler Allah’ın size açıkladıklarını onlara mı anlatıyorsunuz Rabbinizin huzurunda onunla size delil göstersinler diye mi? Aklınız ermiyor mu?

(76) Behold! when they meet the men of Faith, they say: “We believe: ” but when they meet each other in private, they say: “Shall you tell them what Allah hath revealed to you, that they may engage you in argument about it before your Lord?” – do ye not understand (their aim)?

1. ve izâ : ve olduğu zaman
2. lekû : mülâki oldular, karşılaştılar
3. ellezîne : o kimseler, onlar
4. âmenû : âmenû oldular, îmân ettiler
5. kâlû : dediler
6. âmennâ : biz âmenû olduk, îmân ettik
7. ve izâ halâ : ve yalnız kaldıkları zaman
8. ba’duhum ilâ ba’din : onların bazıları diğerlerine, birbirlerine
9. kâlû : dediler
10. e tuhaddisûne-hum : onlara anlatıyor musunuz, haber mi
11. bi mâ : o şeyi, onu
12. feteha : açtı
13. allâhu : Allah
14. aleykum : size
15. li : için, olsun diye
16. yuhâccû-kum : size (hüccet) delil gösteriyorlar
17. bi-hi : onunla, onu
18. inde rabbi-kum : Rabbinizin katında
19. e fe lâ ta’kılûne : hâlâ akıl etmiyor musunuz

وَإِذَا لَقُواkarşılaştıkları zaman الَّذِينَ آمَنُواiman edenlerle قَالُواderlerآمَنَّاiman ettikوَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍfakat başbaşa kaldıklarında قَالُواderlerأَتُحَدِّثُونَهُمْmi onlara haber veriyorsunuz بِمَا فَتَحَaçtığı şeyleriاللَّهُallah’ınعَلَيْكُمْsize karşı لِيُحَاجُّوكُمْ بِهِonunla size delil getirsinler diye عِنْدَhuzurundaرَبِّكُمْrabbinizinأَفَلَا تَعْقِلُونَhala akletmiyor musunuz


SEBEB-İ NÜZUL

İbn Humeyd kanalıyla İbn Abbâs’tan naklediliyor: Yahudiler mü’minlere rastladıklarında “Biz de iman ettik, yani arkadaşınız Muhammed Allah’ın elçisidir ama sadece size.” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında böyle diyenlere çıkışır: “Araplara bunu söylemeyin. Unuttunuz mu onlara karşı bu peygamber hakkı için diye Allah’tan fetih ve zafer dileğinde bulunurdunuz. Meğer bu peygamber bizden değil onlardanmış.” derlerdi. İşte bunun üzerine Allah Tealâ “(Yahudi münafıkları) iman edenlere kavuştukları zaman inandık, derler. Birbiriyle yalnız kaldıklarında ise Allah’ın size açtığı şeyi mü’minler onunla rabbınız katında aleyhinize kuvvetli delil getirsinler diye mi onlara söyleyip duruyorsunuz, buna aklınız ermiyor mu? derler.” âyetini indirdi.

Mücahid’den rivayet ediliyor: Hz. Peygamber (sa) Kurayza oğullarını kalelerinde kuşattığı zaman kalenin altından yahudilere: “Ey maymun ve domuzların kardeşleri, ey tâğûta tapanlar!” diye seslenmişti. Bunu duyan yahudiler: “Bu adam bunları nereden biliyor? Muhammed’e bunları kim haber verdi? Bu söz, başka değil ancak sizden çıkmıştır.” dediler de Allah Tealâ bu âyetleri indirdi

Advertisements