44

٤٤

ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّمَا جَاءَ اُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاديثَ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَايُؤْمِنُونَ

(44) sümme erselna rusülena tetra küllema cae ümmeter rasulüha kezzebuhü fe etba’na ba’dahüm ba’dav ve cealnahüm ehadis fe bu’del li kavmil la yü’minun
Sonra gönderdik biz resulü peş peşe her ümmete resul geldikçe onu yalanladılar bizim de (azabımız) onları ardınca takip etti ve onlara yaptık ibretli hadiseler artık uzak olsun (bizden) iman etmeyen kavim

(44) Then sent We Our Messengers in succession: every time there came to a people their messenger, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told): so away with a people that will not believe!

1. summe : sonra
2. ersel-nâ : biz gönderdik
3. rusule-nâ : resûllerimiz
4. tetrâ : birbirinin arkasından, ardından, ardarda
5. kullemâ : her defasında
6. câe : geldi
7. ummeten : ümmet
8. resûlu-hâ : onun (kendi) resûlü
9. kezzebû-hu : onu yalanladılar
10. fe : artık, böylece, bundan sonra
11. etbâ’nâ : biz tâbî kıldık, takip ettirdik
12. ba’dahum ba’dan : onların bir kısmını bir kısmına, birbirine
13. ve cealnâ-hum : ve onları kıldık
14. ehâdîse : efsane, nakledilen olaylar
15. fe : artık, böylece
16. bu’den : uzak olsun
17. li kavmin : kavim için, kavim
18. lâ yu’minûne : mü’min olmayanlar


AÇIKLAMA
Hz. Salih, Lût, Şuayb (a.s.) Ve Diğer Bazı Peygamberlerin Kıssaları
“Sonra onların ardından başka nesiller yetiştirdik.” Âd kavminin helak edilmesinden sonra dünyayı imar etme hususunda kendilerinden öncekilerin yerini almaları için Hz. Salih, Lût, Şuayb, Eyyub ve Yusuf (a.s.) kavmi gibi baş­ka kavim ve nesiller var ettik.

“Hiçbir ümmet kendi ecelini ne öne alabilir, ne de geciktirebilir.” Bu üm­metlerden hiçbiri iman etmezlerse asla helaki için takdir edilen yahut azabı için tayin edilen vakitten önce helak olmaz, bu vakitten geri de kalmaz. Ayetin manası şudur: Helak olma vakti belirlenmiştir; ne öne alınabilir, ne de gecikti­rilir. O halde azaba girmekte acele etmeyin. Allah’ın nezdinde her şey belirli bir miktar iledir. Bu, insanın eceliyle irtibat halindedir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Onların ecelleri gelince ne bir an öne alınırlar, ne de geri bırakılabilir.” (Nahl, 16/61).

“Daha sonra peygamberlerimizi peş peşe gönderdik.” Biz her ümmete birbi­ri ardından gelen diğer peygamberleri gönderdik. Cenab-ı Hak şöyle buyuru­yor: “Andolsun ki biz her ümmete Allah’a kulluk edin, tağuttan kaçının diye (davette bulunan) bir peygamber gönderdik. Onlardan kimisine Allah hidayeti ihsan eyledi. Kimisinin üzerine de sapıklık gerçek oldu.” (Nahl, 16/36).

“Hangi ümmete peygamber geldiyse onu yalanladılar.” Peygamber ümme­tine şeriatlar ve hükümler yüklemek suretiyle geldiği zaman kavminin büyük bir kısmı onu yalanladılar. Bunlar peygamberlerini yalanlama hususunda ken­dilerinden önce geçen Allah’ın tufanda boğulmakla ve şiddetli çığlıkla helak et­tiği kavimlerin yolundan gidiyorlardı. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyordu: “Ey kulların üzerine hasret (hazır ol! Çünkü) Onlar kendilerine herhangi bir pey­gamber gelmeyedursun, mutlaka onunla alay ederlerdi.” (Yasin, 36/30).

“Biz onları” helak etmekle “arka arkaya dizdik.” Mana şudur: Onlar pey­gamberlerini yalanladıklarında biz onları peşpeşe helak ettik. Cenab-ı Hak bir başka ayette şöyle buyuruyor: “Nuh’tan sonra nice nesilleri helak ettik.” (İsra, 17/17).

“Biz onları birer kıssa yaptık.” Onları insanlara haber ve kıssa haline ge­tirdik. “Ehadîs” kelimesi “uhdûse” kelimesinin çoğuludur. “Uhdûse” kelimesi insanların eğlence olarak hayretle anlattıkları şeylere denir. Bir ayet şu şekil­dedir: “Biz onları birer kıssa yaptık ve onları paramparça ettik.” (Sebe,34/19).

“İman etmeyen kavim rahmetten uzak olsun.” Helak olmak, yok olmak Al­lah’ın rahmetinden uzaklık Allah’ı ve Rasulünü tasdik etmeyen bir kavmin vasfıdır. Bu ifade her kâfire beddua, zem, azarlama ve şiddetli tehdit makamındadır. Bu ifade onların dünyada derhal helak oldukları gibi ahirette ebedî olarak azap edilmek üzere helak edilmelerinin de beklenmesi gerektiğine delil­dir.

Advertisements