25

٢٥

فَكَيْفَ اِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

(25) fe keyfe iza cema’nahüm li yevmil la raybe fihi ve vüffiyet küllü nefsim ma kesebet ve hüm la yüzlemun

Nasıl olacak (halleri) onları topladığımız zaman geleceğinden şüphe olmayan kıyamet günü tamamı ödenecek bütün nefislere kazandıklarının onlara zulüm edilmeyecek

(25) But how (will they fare) when we gather them together against a day about which there is no doubt, and each soul will be paid out just what it has earned, without (favour or) injustice?

1. fe : o zaman, artık, o halde
2. keyfe : nasıl, halleri nasıl olacak
3. izâ cema’nâ-hum : onları topladığımız zaman
4. li yevmin : o gün için
5. lâ raybe fî-hi : onun hakkında şüphe yoktur, olmaz
6. ve vuffiyet : ve ödenir, karşılığı verildi
7. kullu nefsin : her nefs, herkes
8. mâ kesebet : kazandığı şey
9. ve hum : ve onlara
10. lâ yuzlemûne : zulm olunmazlar, haksızlığa uğramazlar


AÇIKLAMA

Ya Muhammed! Allah’ın onlara gönderdiği peygamberleri Musa’ya vahyet-miş olduğu Kitabını kısmen ezberlemiş bulunan sair bölümlerini ise çıkarmış yahut değiştirmiş bulunan şu Yahudilerin yaptıklarına bak da hayret et! Çün­kü Tevrat, Musa (a.s.)’dan beş yüz yıl sonra yazıya geçirilmiş, geriye Muham­med (s.a.)’in peygamberliğini müjdeleyen bir bölüm de kalmıştı. Hayret edile­cek nokta şudur: Bunlar Kitaplarının hükmünü kabul etmeyi reddediyorlar. Soyluları zina edince Peygambe (s.a.)’in hükmüne baş vurmuşlar o da araların­da Tevrat’ın hükmünü uygulamıştı. Fakat onun verdiği hükmü kabul etmedi­ler, yüz çevirdiler, arkalarını döaüp gittiler. İbni Kesir ayet-i kerimeyi genel ka­bul ederek, kendi iddialarına göre ellerinde bulunan Tevrat ve İncil adındaki kitaplarına bağlılıklarını ileri süren Yahudi ve Hristiyanların durumlarını red­detmek mahiyetinde olduğunu belirtmiştir.

Bunlar Kitabın hükmün* davet olundukları vakit onlardan bir grup yüz çevirdi. Yani hükmü kabul etmekte tereddüt gösterdikten sonra, arkalarını dö­nüp gittiler. Yüce Allah’ın, “Onlardan bir kısmı” ifadesi aralarından Abdullah b. Selim ve ondan başka hakka samimice bağlı bir kesimin bulunduğuna bir işarettir. Nitekim Yüce Allah, “Muta’nm kavminden de hakka ileten ve onun gereğince adaletle amel eden bir topluluk da vardır.” (A’raf, 7/159) diye buyur­maktadır. Yüce Allah’ın, “İşte bunlar yüz çeviren kimselerdir” buyruğu ise onla­rın yüz çevirmelerinin devam ettiğine bir işarettir.

Daha sonra Yüce Allah, onların bu şekilde yüz çevirmelerinin, arkalarını dönüp gitmelerinin sebebini yahut inat ve inkârlarının sebebini şöylece zikret­mektedir: Bu, kurtuluşa erdiklerine-dair inançlarından dolayıdır. Yahudi ne yaparsa yapsın, sayılı günler dışında ateşe girmeyeceğine, bu sayılı günlerden sonra da cennete gireceğine inanır. O bakımdan Yahudiler soylarının peygam­berlere ulaştığına güvenerek günah ve masiyetler işlemeye aldırmazlar. Bu ayet-i kerime Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: “Onlar bir de sayılı günler dışında bize asla ateş dokunniaz dediler. Allah’tan bir ahit mi aldınız? Allah asla ahdinden dönmez; yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylü­yorsunuz de.” (Bakara, 2/80).

Onların ateşe gireceklerini iddia ettikleri günlerin sayısı hakkında her­hangi bir rivayet tespit edilmemiştir. Bunun buzağıya taptıkları süre olan kırk gün olduğu söylenmiştir.

Şu kadar var ki, dine dair iftiraları onları aldanışa düşürmüştür. Yani din hakkında yaptıkları uydurmalar onları aldatmıştır. Meselâ, “Biz Allah’ın oğul­ları ve sevgilileriyiz”, “Peygamberler bize şefaat edecektir”, “Bizler peygamber­lerin çocukları ve Allah’ın seçkin kavmiyiz”, “Allah Yakub’a ancak herkesi ce­henneme sokacağına dair ahdini yerine getirmek için yani kısacık bir süre azap edecektir” gibi iddialar…

Peki nesep bağlarının kopacağı, onda malın ya da çocukların fayda sağla­mayacağı, herkese işlediğinin karşılığının tastamam ödeneceği ve kendilerine zulmedilmeyip fazladan azap edilmeyeceği ve amellerinin karşılıklarını gör­mek üzere onları toplayacağımız gerçekleşeceğinde şüphe olmayan o günde ne yapacaklardır? Nitekim Yüce Allah bu gün hakkında şöyle demektedir: “Kıya­met gününe has adalet terazilerini koyarız. Hiç bir kimseye hiç bir şeyle olunmaz. Bir hardal danesi ağırlığınca olsa bile biz onu getiririz. Hesap edici olarak biz yeteriz.” (Enbiya, 21/47).

Advertisements