104

١٠٤

وَقُلْنَا مِنْ بَعْدِه لِبَنى اِسْرَاءلَ اسْكُنُوا الْاَرْضَ فَاِذَا جَاءَ وَعْدُ الْاخِرَةِ جِءْنَا بِكُمْ لَفيفًا

(104) ve kulna mim ba’dihi li beni israiyles künül erda fe iza cae va’dül ahirati ci’na biküm lefifa
dedik ardından israil oğullarına bu yere yerleşin ahiret vaadi geldiği zaman biz de sizleri derleyip toplayarak getireceğiz

(104) And we said thereafter to the Children of Israel, dwell securely in the land (of promise): but when the second of the warnings came to pass, we gathered you together in a mingled crowd

1. ve kulnâ : ve dedik, söyledik
2. min ba’di-hî : ondan sonra
3. li benî isrâîle : İsrailoğullarına
4. uskunû el arda : yeryüzünde (orada) yerleşin, iskân olun
5. fe : o zaman, böylece
6. izâ câe : geldiğinde, geldiği zaman, hasıl olduğu zaman
7. va’dul âhıreti : ahiret vaadi, ahiret zamanı
8. ci’nâ bi : getireceğiz, derleyip toplayacağız
9. kum : sizi
10. lefîfen : beraber, birarada (biraraya)