34

٣٤

فَاَصَابَهُمْ سَيَِّاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه يَسْتَهْزِؤُنَ

(34) fe esabehüm seyyiatü ma amilu ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun

artık onlara bela isabet etti yaptıkları kötülükler (nedeni ile) onları kuşatıverdi alay ettikleri şeyler

(34) But the evil results of their deeds overtook them, and that very (wrath) at which they had scoffed hemmed them in.

1. fe esâbe-hum : artık, böylece onlara isabet etti (ulaştı)
2. seyyiâtu : kötülükler
3. mâ amilû : yaptıkları, amel ettikleri şeyler
4. ve hâka : ve kuşattı
5. bi-him : onları
6. mâ kânû : oldukları şey
7. bi-hi : onunla
8. yestehziûne : alay ediyorlar

AÇIKLAMA

Allahu Tealâ batıl yolda devam etmeleri ve dünyaya aldanmaları üzerine müşrikleri tehdit ediyor ve şöyle buyuruyor:

Mekke kâfirleri ve benzerleri Muhammed (s.a.)i’n peygamberliğini tasdik etme hususunda buna şahid olacak melekleri mi bekliyorlar? Yahut Kur’ana “öncekilerin efsaneleri” diyerek dil uzatan o kâfirler canlarını almaları için meleklerin gelmesini mi bekliyorlar?

Yahut “Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar?” Yani yıldırım göndermesi, yerin dibine geçirmesi gibi dünyada onları tamamen yok edecek bir azap şeklinde Rabbi’nin emrinin, azabının gelmesini mi, yahut Rabbinin kıyamet gününü emretmesi zamanının gelmesini mi ve o günkü son derece dehşetli hadiseleri görmeyi mi bekliyorlar? Onlar ancak bu gibi bir şeyle küfürden vazgeçebilirler. Bu ayetten maksat onlara engel olamıyacakları bir durum meydana gelmeden, bir belâ inmeden önce onları Allah ve Rasulüne iman etmeye teşvik etmektir.

“Kendilerinden öncekiler de böyle yapmışlardı” Yani onlardan önceki müşrikler de bu şekilde Allah’ın azabını tadıncaya ve kendilerine azab ve işkence gelinceye kadar şirklerinde devam etmişlerdi.

“Allah onlara zulmetmedi….” Yani onlara vaki olan azab Allah tarafından bir zulüm ve haksızlık olmadı. Peygamberlerini göndermek ve kitaplarını indirmek suretiyle onların üzerine hüccetlerini ikame etti. Fakat onlar peygamberlere muhalefet etmek ve getirdiklerini yalanlamak suretiyle kendi kendilerine zulmettiler. Bundan dolayı cezaya uğradılar ve kötü amellerine karşılık ceza gördüler. Peygamberler kendilerini Allah’ın cezası ile korkuttukları zaman hafife aldıkları ve alay ettikleri acıklı azap onları tamamen kuşattı.

Kıyamet günü onlara: “İşte yalanladığınız Cehennem ateşi budur!.” denilir .Tur-3.