83

٨٣

وَيَسَْلُونَكَ عَنْ ذِى الْقَرْنَيْنِ قُلْ سَاَتْلُوا عَلَيْكُمْ مِنْهُ ذِكْرًا

(83) ve yes’eluneke an zil karneyn kul seetlu aleyküm minhü zikra

sana zü’l-karneyn’den soruyorlar dedi ki size ilerde okuyacağım onunla öğüt ve hatıraları

(83) They ask thee concerning Zul Qarnain. Say, I will rehearse to you something of his story.

1. ve yes’elûne-ke : ve sana sorarlar
2. an zi el karneyni : Zülkarneyn’den (iki karn sahibi)
3. kul : de, söyle
4. se etlû : tilâvet edeceğim, okuyacağım
5. aleykum : size
6. min-hu : ondan
7. zikren : zikir, hatırlatma, kıssa, konu, bahis


SEBEB-İ NÜZUL

Katâde der ki: Yahudiler, Zülkarneyn’i sordular da Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.

Sıhhati tesbit edilebilmiş olmamakla birlikte Ukbe ibn Amir’den rivayetle şöyle bir hadis zikredilir: Ehl-i kitabdan bir grup ellerinde bazı sayfalar (veya kitaplar) olduğu halde bana geldiler ve: “Yanına girmemiz için Rasûlullah (sa)’tan izin iste.” dediler. Rasûl-i Ekrem’in yanına girdim ve kendisiyle görüş­mek üzere geldiklerini ve kapıda beklediklerini haber verdim. “Bilmediğim bir şeyi bana sorduklarında onlara ne cevap vereceğim? Ben ancak bir kulum ve sadece Rabbimin bana öğrettiklerini bilirim.” buyurdular. Sonra abdest almak için su istediler, abdest alıp evlerinde namaz kıldığı bir köşeye çekilip iki rek’at namaz kıldılar. Oradan ayrılıp bana doğru geldiklerinde mübarek yüzlerinde bir sevinç görünüyordu. “Git, onları ve kapıda ashabımdan kim varsa onları de içeri al.” buyurdular. Ben onları içeri aldığımda onları görünce: “Dilerseniz bana sorduğunuzun cevabını haber vereyim, dilerseniz başka şeyler sorun, dilediğinizi yapın.” buyurdular. Ukbe ibn Amir’in bu anlattıklarına göre Zülkarneyn’le ilgili âyet-i kerimeler, yahudilerin, ya da onların akıl vermeleriyle Kureyş müşriklerinin ruhu sormalarından önce bu olay üzerine nazil olmuştur.

Advertisements