2

٢

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذينَ اِذَا ذُكِرَ اللّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ايَاتُهُ زَادَتْهُمْ ايمَانًا وَعَلى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

(2) innemel mü’minunellezine iza zükirallahü vecilet kulubühüm ve iza tüliyet aleyhim ayatühu zadethüm imanev ve ala rabbihim yetevekkelun

ancak inanan o kimseler ki Allah zikir edildiği zaman kalpleri ürperir onlara (Allah’ın) o’nun ayetleri okunduğu zaman ziyadeleştirdik imanlarını onlar Rablerine tevekkül ederler

(2) For, Believers are those who, when Allah is mentioned, feel a tremor in their hearts, and when they hear His Signs rehearsed, find their faith strengthened, and put (all) their trust in their Lord

1. innemâ : amma, lâkin, gerçekten
2. el mu’minûne ellezîne : mü’minler onlardır ki
3. izâ zukirallâhu (zukire allâhu) : Allah zikredildiği zaman
4. vecilet : ürperdi, titredi, cezbelendi
5. kulûbu-hum : onların kalpleri
6. ve izâ tuliyet : ve okunduğu zaman
7. aleyhim : onlara
8. âyâtu-hu : onun âyetleri
9. zâdet-hum : onların artırdı
10. îmânen : îmân
11. ve alâ rabbi-him : ve Rab’lerine
12. yetevekkelûne : tevekkül ederler

إِنَّمَا gerçektenالْمُؤْمِنُونَ mü’minlerالَّذِينَ o kimselerdir kiإِذَا ذُكِرَ anıldığı zamanاللَّهُ Allahوَجِلَتْ ürperirقُلُوبُهُمْ yürekleriوَإِذَا تُلِيَتْ okunduğundaعَلَيْهِمْ onlaraآياتُهُ O’nun ayetleri زَادَتْهُمْ onların artırırإِيمَانًَا imanınıوَعَلَى ve onlar yalnızcaرَبِّهِمْ Rablerineيَتَوَكَّلُونَ tevekkül ederler


SEBEB-İ NÜZUL

İbn İshâk anlatıyor: Bedr Gazvesi sona erince Allah Tealâ Kur’ân’dan Enfâl Sûresinin tamamını o konuda indirdi. Enfâl Sûresinden bu meyanda indirdiklerinden birisi ganimetlerin bölüştürülmesindeki ihtilâfları hakkında olmuştur. Ubâde ibn Sâmit der ki: “Sana enfâli sorarlar…” âyeti Bedr günü ganimetler hakkında ihtilâf ettiğimizde bizim hakkımızda, biz bedr ehli hakkında indi. Ganimetler konusunda ahlâkımız bozulduğunda Allah onları bizim elimizden çekip aldı da Rasûlü (sa)’ne verdi. O da aramızda eşit olarak taksim etti. Bunda Allah’ın takvası, Allah’a itaat, Rasûlü (sa)’ne itaaf ve mÜSİÜmanlann arasım düzeltme vardi.

Ebu Ca’fer en-Nehhâs’ın en-Nâsih ve’1-Mensûh’unda Saîd ibn Cubeyr’den rivayetle naklettiği şu olay, Ubâde ibnu’s-Sâmit’in bu rivayetindeki “Ganimetler konusunda ihtilâf edip ahlâkımız bozulduğunda…” sözüne canlı bir şahit gibidir: Bedr günü Sa’d ibn Ebî Vakkâs ve ansardan birisi ganimet toplamıya çıkmışlardı. Yerde atılmış durumda bir kılıç gördüler ve ikisi birden onu almaya hamle ettiler. Sa’d: “O benimdir, onu ben alacağım.” dedi. Ansardan olan kişi de: “Hayır, o benim ve Allah’ın Rasûlü (sa)’ne gidip onun hükmünü alıncaya kadar bu kılıcı sana teslim etmiyeceğim, senin olmasına razı olmıyacağım.” dedi. Geldiler ve Rasûl-i Ekrem (sa)’e sordular da Allah’ın Rasûlü (sa): “Ey Sa’d, bu kılıç ne senindir, ne ansârînindir. Fakat o, benimdir.” buyurdu da işte bunun üzerine “Sana ganimetleri sorarlar…” âyet-i kerimesi indi.

Bu rivayete göre yukarda, Sa’d’ın bir müşriği öldürerek ondan aldığı belirtilen kılıç herhalde bu rivayetteki kılıçtan farklı değildir. Belki Sa’d, o müşriği fiilen öldürmüş ama herhalde o zaman kılıcını almayı düşünmemiş, daha sonra gidip almak istediğinde de onu almak üzere olan bir sahabi ile karşı karşıya gelmiş, hangisinin alacağı konusunda anlaşamayıp aralarında niza çıkması üzerine de Hz. Peygamber (sa)’e gelmiş ve onun hükmüne müracaat etmiş olmalıdırlar. Değilse diğer rivayetlerde de belirtildiği üzere Hz. Peygamber (sa)’in: “Kim birisini öldürürse onun üzerinden alacakları onundur.” va’dine dahil olarak o kılıç Sa’d’ın olur; Hz. Peygamber: “Götür onu aldığın yere koy; o ne senindir, ne de ansarînindir.” buyurmazdı.

İbn   Abbâs’tan   rivayetle   İkrime   anlatıyor:   Bedr   Gazvesi   günü   Hz. Peygamber (sa): “Kim şöyle şöyle yaparsa ona ş”u şu var.” Buyurarak müslümanlan savaşa teşvik etmişti. Gençler savaşmaya giderken ihtiyarlar da sancakların altında oturdular. Zafere ulaşılıp ganimetler toplanınca gençler (Hz. Peygamber (sa) tarafından va’dedilen) ganimetlerini istediler. İhtiyarlar da: “Kendinizi bizlerden ganimete daha lâyık görmeyin. Bizler bayrakların altında idik ve siz şayet bozguna uğramış olsaydınız biz bayrakların altında sizler için bir sed, sizin sığınağınız olacaktık.” dediler ve bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi

Bu İbn Abbâs rivayeti Ebu Davud’un Sünen’inde biraz daha ayrıntılı olarak şöyle anlatılıyor: Bedr Gazvesi günü Rasûlullah (sa): “Kim şöyle şöyle yaparsa ona şöyle şöyle ganimet var. (Ya da: Kim bir düşmanı öldürürse ona şu şu var, kim bir düşmanı esir ederse ona şu şu var.)” buyurmuştu. Gençler ileri atılırken ihtiyarlar sancaklara yapışıp onların yanından ayrılmadılar. Neticede Allah zaferi nasib edince ihtiyarlar gençlere: “Bizler sizin sığınağınız idik; bozulmuş, bozguna uğramış olsaydınız gelip bize sığınacaktınız. Bizi burada ganimetsiz bırakıp ganimetleri alıp gitmeyin.” dediler. Gençler ise bunu kabul etmeyip: “Allah’ın Rasûlü bu ganimetleri bize kıldı.” dediler de “Rabbın seni evinden hak üzere çıkardığı gibi…”ye kadar olmak üzere “Sana enfâli sorarlar. Binaenaleyh de ki: Enfâl Allah’ın ve Rasûlü’nündür…” âyetlerini indirdi.

Ubâde ibnu’s-Sâmit de şöyle anlatıyor: Bedr Gazvesi günü düşman bozulunca bir grup müslüman onların peşine düşerken bir grup Hz. Peygamber (sa)’i çevrelemiş, bir grup da ganimet toplamaya girişmişti. Allah Tealâ düşmanları müslümanlardan savınca onların peşine düşmüş olanlar döndüler ve: “Düşmanı bozguna uğratan, onları sizden savan ve güzel bir şekilde takip eden biziz; o halde bunun karşılığında ganimet bizimdir.” dediler. Rasûlullah (sa)’ı gelebilecek tehlikelerden korumak üzere çevrelemiş olanlar da: “Ganimete siz bizden daha lâyık değilsiniz. Düşman ansızın baskın verip de Allah’ın Rasûlü (sa)’ne zarar veremesin diye Rasûlullah (sa)’ı çevrelemiştik.” dediler. Ganimet toplıyanlar da: “O ganimetleri biz elde ettik, o halde bizimdir.” dediler de bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi ve Rasûlullah (sa) ganimeti eşit olarak bölüştürdü.

Bu Ubâde ibnu’s-Sâmit rivayeti ayrıntılarda bir takım farklarla İmam Ahmed’in Müsned’inde şöyle anlatılıyor: Allah’ın Rasûlü (sa) ile birlikte Bedr Gazvesine çıktık. Onunla birlikte Bedr’de bulundum. İki ordu karşılaştı ve Allah Tealâ düşmanı bozguna uğrattı. Bir grup düşmanın peşine düşüp onları bozguna uğratır öldürürken diğer bir grup düşman ordugâhına girip ganimetleri toplamıya girişti. Üçüncü bir grup da Allah’ın Rasûlü (sa)’nü çevreleyip düşmanın ansızın ona saldırmasına ve bir zarar vermesine engel oldular. Gece olup da insanlar birbirlerine geri dönüp toplanınca ganimet toplıyanlar: “Ganimetleri biz topladık. Onun üzerinde hak sahibi olan biziz. Onda başka kimsenin hakkı yok.” dediler. Düşmanın peşine düşenler: “Ganimetlerde siz, bizden daha çok hak sahibi değilsiniz; düşmanı o topladığınız ganimetlerden uzaklaştıran onları bozguna uğratan biziz biz.” dediler. Hz. Peygamber (sa)’in etrafında çevrelenip de onu düşmanın ansızın bastırmasından koruyanlar da: “Ganimette sizler bizden daha çok hak sahibi değilsiniz. Bizler Allah’ın Rasûlü (sa)’nü çevreledik; çünkü düşmanın ansızın bir baskın vererek O’na bir zarar eriştirmesinden korkuyorduk.” dediler. İşte bunun üzerine “Sana Enfâl’i sorarlar. De ki: Enfâl Allah’ın ve Rasûlü’nündür. Şu halde eğer mü’minler iseniz Allah’tan takva üzere olun, aranızı ıslah edin…” âyet-i kerimesi nazil oldu da Rasûlullah (sa) ganimetleri müslümanlar arasında eşit olarak paylaştırdı.

Aslında Sa’d ibn Ebî Vakkas’ın başından geçen ve onun anlattığı olayla Ubâde ibnu’s-Sâmit’in anlattığı olay farklı zamanlarda, farklı konularda meydana gelmiş değildir. Bedr Gazvesi sonunda ganimetlerin taksimi ile ilgili olup Sa’d’in olayı gibi diğer ashab hakkında da benzerleri meydana gelmiş, bu konudaki nizaları kesmek, çekişmeleri önlemek üzere bu âyet-i kerime inmiş olmalıdır. Dolayısıyla bu rivayetler arasında bir ihtilâf söz konusu olmaz.

Advertisements