33

٣٣

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْ

(33) meta’an leküm ve lien’amiküm
Sizin menfaatiniz için ve hayvanlarınızın için

(33) For use and convenience to you and your cattle.

1. metâan : bir yarar, meta olarak
2. lekum : sizin, sizin için
3. ve : ve
4. li : için
5. en’âmi-kum : sizin hayvanlarınız

مَتَاعًاfaydalı olmak üzereلَكُمْ sizeوَلِأَنْعَامِكُمْve hayvanlarınıza


AÇIKLAMA

“Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa göğü mü ki onu (Allah) bina etmiş­tir. Onun boyunu O yükseltti. Derken ona bir nizam verdi.” Siz mi? Ey in­sanlar, ölümden sonra yaratılmanız ve dirütilmeniz, sizin takdirinizde gök­lerin yaratılmasından daha mı zordur? Şüphesiz göklerin yaratılması daha zordur: “Göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür. (Mümin, 40/57), Gökleri ve yeri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir?” (Yasin, 36/81) Astronomi bilginlerinin dehşet ve hayranlıkla anlattığı harika kudret eserlerini yaratmaya gücü yeten, ilk defa yaratmış olduğu ve sonra da öldürdüğü bedenleri tekrar yaratmaktan nasıl aciz kalır?

Ardından Allah Tealâ gökleri yaratma şeklini açıklamıştır. Onu yerin üstünde direksiz duran yüksek bina gibi yapmış, yapısını yüksek, yaratılı­şını nizamlı, farklılık ve eğrilik, yarık ve çatlak olmayacak şekilde dengeli ve düzgün yapmıştır. Sayıları milyonları aşan yıldızların yaratılışını ola­ğan üstü güzel yapmış, her yıldıza muayyen bir hacim ve çarpışmadan yü­zebileceği bir yörünge belirlemiştir. Bunlann toplamından da binaya benzeyen ve gök denen şey oluşmuştur.

“Onun gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı.” Göğün gecesini karanlık yaptı. Güneşin ışığı ile parlak gündüzünü aydınlattı, ortaya çıkardı. Gece ve gündüzün sürekliliğini, mevsimlerin değişmesini yaşam ve yerleşme için uygun bir ortam yaptı.

“Bundan sonra da yeri yayıp döşedi.” Yeri yayıp döşedi ve göğü yarat­tıktan sonra onu iki tarafından basık yaptı. Yer (arz) göğün yaratılmasın­dan önce yaratılmıştı fakat yayılmış değildi, göğün yaratılmasından sonra yayıldı. Secde (Fussilet) suresinde şöyle buyurulmaktadır: “De ki:” Gerçek­ten siz mi o arzı iki günde yaratanı inkâr ediyor, O’na ortaklar mı koşuyor­sunuz? O alemlerin Rabbi’dir. O, yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdi. Onda bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için gıdalar takdir et­ti. Sonra göğe -ki, o bir buhar halinde idi- doğruldu da ona ve arza, “ikiniz de ister istemez gelin” buyurdu. Onlar da “İsteye isteye geldik.” dediler.” (Fussilet, 41/9-11) Bu ayet göklerin yerden sonra yaratıldığına ancak, yerin yayılıp döşenmesinin göklerin yaratılmasından sonra olduğuna delildir.

Sonra yayma esnasında hayat ve geçim yolları için gerekli şeylerin na­sıl düzenlendiğinin izahını yaparak buyurdu ki:

“Ondan suyunu, otlağını çıkardı. Dağları dikti. Size ve davarlarınıza birer fayda olmak üzere.” yerden nehirler, denizler, pınarlar, kaynaklar fış­kırttı. İnsan için daneler ve meyvalardan azık, hayvanlar için de ot, saman gibi otlaklar çıkardı. Dağları da üzerindekileri sarsmasın diye yerin ka­zıkları gibi yaptı. Onları yerlerinde sabitleştirdi, yerleştirdi.

Ey insanlar! Bütün bunları Allah Tealâ sizin menfaatiniz ve yararınız için, sizin istifadeniz için yaptı. Buyurdu ki: “O sizin için gökten su indiren­dir. Ondan hem size içecek vardır, hem de hayvanlarınızı otlatacağınız bit­kiler.” (Nahl, 16/10)

Advertisements