26

٢٦

يَا بَنى ادَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارى سَوْاتِكُمْ وَريشًا وَلِبَاسُ التَّقْوى ذلِكَ خَيْرٌ ذلِكَ مِنْ ايَاتِ اللّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

(26) ya beni ademe kad enzelna aleyküm libasey yüvari sev’atiküm ve rişev ve libasüt takva zalike hayr zalike min ayatillahi leallehüm yezzekkerun
ey adem oğulları size indirdik gerçekten bir libas edep yerlerinizi örtecek hilkat (indirdik) ve takva libası bundan hayırlıdır işte bu Allah’ın ayetlerindendir olur ki onlar düşünürler

(26) O ye Children of Adam! we shall have bestowed raiment upon you to cover your shame, as well as to be an adornment to you. But the raiment of righteousness- that is the best. Such are among the Signs of Allah, that they may receive admonition!

1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
2. kad enzel-nâ : indirdik
3. aleykum : size
4. libâsen : elbise
5. yuvârî : örter
6. sev’âti-kum : ayıp yerlerinizi
7. ve : ve
8. rîşâen : süs, ziynet eşyası
9. ve libâsu et takvâ : ve takva elbisesi
10. zâlike : bu
11. hayrun : hayırlıdır
12. min âyâti allâhi : Allah’ın âyetlerindendir
13. lealle-hum : umulur ki onlar, böylece onlar
14. yezzekkerûne : tezekkür ederler

يَابَنِي ey oğullarıآدَمَ Ademقَدْ أَنزَلْنَا inidirdikعَلَيْكُمْ sizeلِبَاسًا giysiيُوَارِي örtecekسَوْآتِكُمْ sizin avret yerlerinizi bir elbiseوَرِيشًا ve süslenilecekوَلِبَاسُ elbisesi var yaالتَّقْوَى takvaذَلِكَ işte buخَيْرٌ daha hayırlıdırذَلِكَ işte buمِنْ آيَاتِ ayetlerindendirاللَّهِ Allah’ınلَعَلَّهُمْ umulur kiيَذَّكَّرُونَ öğüt alırlar

SEBEB-İ NÜZUL

Mücâhid’den rivayete göre bu âyet-i kerime araplardan bazı insanların Beytullah’ı çıplak olarak tavaf etmeleri üzerine nazil olmuştur .

İbnu’l-Münzir’in “Ey Adem oğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek bir gi­yimlikle bir de sizi süsleyecek elbise gönderdik….” âyetinin tefsirinde îkrime’den rivayetinde o şöyle demiştir: Bu âyet-i kerime Kureyş’ten olan Ahmesîler ile onların yolunu tutan Evs, Hazrec, Huzâa, Sakîf, Amir ibn Sa’saa oğulları, Kinâne ibn Bekr kabilesi batınları gibi arap kabileleri hakkında inmiş­tir. Onlar, hac mevsiminde et yemezler, evlerine arkalarından girer çıkarlar, yün ve kıl elbise giymez, sadece deri giyerler, çocuklarına da deri giydirirler, Kureyş dışında kalanlar Ka’be’yi çıplak olarak tavaf ederlerdi. Ka’be’yi çıplak olarak tavaf edenler oraya gelince elbiselerini çıkarır, atar ve: “Bunlar, Rabbımıza gü­nahlarımızdan ve hatalarımızdan temizlendiğimiz elbiselerimizdir.” derler; son­ra da Kureyşlilere: “Kim bize bir futa (peştemal) ödünç verecek?” derlerdi. Eğer ödünç olarak peştemal gibi bir şey bulabilirlerse onu giyer, değilse tamamen çıplak olarak Ka’be’yi tavaf ederler, ancak tavafı bitirdikten sonra çıkarmış oldukları elbiseleri alıp giyerlerdi.

Advertisements