15

١٥

فَاعْبُدُوا مَاشِءْتُمْ مِنْ دُونِه قُلْ اِنَّ الْخَاسِرينَ الَّذينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْليهِمْ يَوْمَ الْقِيمَةِ اَلَا ذلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبينُ

(15) fa’büdu ma şi’tüm min dunih kul innel hasirinel lezine hasiru enfüsehüm ve ehlihim yevmel kiyameh e la zalike hüvel husranül mübin
Sizde ondan başka dilediğinize tapın de ki asıl hüsrana düşenler kıyamet günü kendilerine ve kendi ehline yazık edenlerdir dikkat edin açık ziyan işte budur

(15) Serve ye what ye will beside Him. Say: Truly, those in loss are those who lose their own souls and their People on the Day of Judgment: ah that is indeed the (real and) evident Loss.

1. fa’budû (fe u’budû) : artık kul olun, tapın
2. : şey
3. şi’tum : siz dilediniz
4. min : den
5. dûni-hi : ondan başka
6. kul : de, söyle
7. inne : muhakkak ki
8. el hâsirîne : hüsrana uğrayanlar
9. ellezîne : o kimseler, onlar
10. hasirû : hüsrana uğradılar, hüsrana düştüler
11. enfuse-hum : onların nefsleri, kendileri
12. ve ehlî-him : ve onların ehilleri, aileleri
13. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
14. e lâ : değil mi
15. zâlike : işte bu
16. huve : o
17. el husrânu : hüsran
18. el mubînu : apaçık