80

٨٠

وَاَمَّا الْغُلَامُ فَكَانَ اَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشينَا اَنْ يُرْهِقَهُمَا طُغْيَانًا وَكُفْرًا

(80) ve emmel ğulamü fekane ebevahü mü’mineyni fe haşina ey yürhikahüma tuğyanev ve küfra

gelelim erkek çocuğuna onun anası babası mü’min kimselerdi endişe duyduk onları tuğyan ve küfürle sarmasından

(80) As for the youth, his parents were people of Faith, and we feared that he would grieve them by obstinate rebellion and ingratitude (to Allah and man).

1. ve emmâ el gulâmu : ve fakat çocuğa (gelince)
2. fe : o zaman, böylece
3. kâne : oldu, idi
4. ebevâ-hu : onun anne ve babası
5. mu’mineyni : iki mü’min (mü’minler)
6. fe : bundan dolayı, böylece
7. haşî-nâ : biz korktuk
8. en yurhika-humâ : onları (o ikisini küfre ve tuğyana) sürüklemek
9. tugyânen : azgınlık
10. ve kufren : ve küfür (inkâr)