140

    RevelationCuzPageSurah
    92 599Nisa(4)

١٤٠

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِى الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ ايَاتِ اللّهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّى يَخُوضُوا ف حَديثٍ غَيْرِه اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْ اِنَّ اللّهَ جَامِعُ الْمُنَافِقينَ وَالْكَافِرينَ فى جَهَنَّمَ جَميعًا

(140) ve kad nezzele aleyküm fil kitabi en iza semi’tüm ayatillahi yükferu biha ve yüstehzeü biha fe la tak’udu meahüm hatta yehudu fi hadisin ğayrihi inneküm izem müslühüm innellahe camiul münafikiyne vel kafirine fi cehenneme cemia

kesinlikle indirmiştir bu kitapta size şunu da işittiğiniz zaman Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alay edildiğini artık onlarla beraber oturmayın taki başka bir söz(e) dalsınlar şüphesiz siz de onlar gibi olursunuz şüphesiz Allah toplayandır münafıkların kâfirlerin hepsini cehenneme

(140) Already has he sent you word in the book, that when ye hear the Signs of Allah held in defiance and ridicule, ye are not to sit with them unless they turn to a different theme: if ye did, ye would be like them. For Allah will collect the Hypocrites and those who defy Faith all in Hell

1. ve kad : ve olmuştu
2. nezzele : indirdi
3. aleykum : size
4. fî el kitâbi : kitapta
5. en : olmak
6. izâ : …olduğu zaman
7. semi’tum : siz işittiniz
8. âyâti : âyetler
9. allâhi : Allah
10. yukferu : inkâr eder
11. bi-hâ : onu
12. ve yustehzeu : ve alay eder
13. bi-hâ : onunla
14. fe : artık
15. lâ tak’udû : oturmayın
16. mea-hum : onlarla beraber
17. hattâ : …oluncaya kadar
18. yahûdû : dalarlar
19. : konuda, …’e
20. hadîsin : söz
21. gayri-hî : onun dışında, ondan başka
22. inne-kum : muhakkak ki siz, mutlaka siz
23. izen : öyle olunca, aksi halde
24. mislu-hum : onlar gibi
25. inne : muhakkak
26. allâhe : Allah
27. câmiu : toplayan, toplayacak olan
28. el munâfikîne : münâfıklar
29. ve el kâfirîne : ve kâfirler
30. : içinde, …’de
31. cehenneme : cehennem
32. cemîan : hepsi

وَقَدْ halbuki muhakkakنَزَّلَ O indirmiştir kiعَلَيْكُمْ sizeفِي الْكِتَابِ kitaptaأَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ işittiğiniz zamanآيَاتِ ayetlerininاللَّهِ Allah’ınيُكْفَرُ بِهَا inkar edildiğiniوَيُسْتَهْزَأُ بِهَا ve onlarla alay edildiğiniفَلَا تَقْعُدُوا oturmayınمَعَهُمْ onlarla beraberحَتَّى يَخُوضُوا onlar dalıncaya kadarفِي حَدِيثٍ bir sözeغَيْرِهِ başkaإِنَّكُمْ muhakkak siz deإِذًا yoksa o zamanمِثْلُهُمْ onlar gibisinizdirإِنَّ muhakkakاللَّهَ Allahجَامِعُ toplayacaktırالْمُنَافِقِينَ münafıkları daوَالْكَافِرِينَ kafirleri deفِي جَهَنَّمَcehennemdeجَمِيعًا hep beraber


SEBEB-İ NÜZUL

Müşrikler, meclislerinde Kur’ân’dan bahseder ve onunla alay ederlerdi. Bunun üzerine Allah Tealâ “Ayetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman onlar, Kur’ân’dan başka bir sözle meşgul oluncaya kadar kendilerinden yüz çevir. Eğer şeytan sana bunu unutturursa, o halde hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile birlikte oturma.” (En’âm, 6/68) âyet-i kerimesini indirdi. Bu, Mekke’de idi. Hz. Peygamber (sa) Medine-i Münevvere’ye hicret ettikten sonra bu sefer yahudiler aynı şeyi yapmaya başladılar. Bu meclislerinde dinleyicileri de münafıklardı. Bunun üzerine de Allah Tealâ bu âyeti: “O size kitabda, Allah’ın âyetlerine küfredildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir konuya geçinceye kadar yanlarında oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz, diye bildirdi…” âyet-i kerimesini indirdi.

Advertisements