20

    RevelationCuzPageSurah
    92 480Nisa(4)

٢٠

وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍ وَاتَيْتُمْ اِحْديهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَاْخُذُوا مِنْهُ شَيْا اَتَاْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبينًا

(20) ve in eradtümüs tibdale zevcim mekane zevciv ve ateytüm ihdahünne kintaran fe la te’huzu minhü şey’a e te’huzunehu bühtanev ve ismem mübina

eğer isterseniz bir zevceyi bırakır başka bir zevce (almak) bile olsanız evvelkine yüklerle mehir almayın ondan hiçbir şey ona mı alacaksınız? açık bir bühtan ve günah isyan ederek

(20) But if ye decide to take one wife in place of another, even if ye had given the latter a whole treasure for dower, take not the least bit of it back: would ye take it by slander and a manifest wrong?

1. ve in : ve eğer
2. eradtum : siz istediniz
3. istibdâle : bedel yapmak, değiştirmeyi istemek
4. zevcin : eş, zevce
5. mekâne : yerine
6. zevcin : eş, zevce
7. ve âtey-tum : ve siz verdiniz
8. ihdâ-hunne : onlardan biri
9. kıntâren : yüklerle, kantar kantar, çok fazla
10. fe : artık
11. lâ te’huzû : almayın
12. min-hu : ondan
13. şey’en : bir şey
14. e te’huzûne-hu : onu alacak mısınız
15. buhtânen : iftira ederek
16. ve ismen : ve günah işleyerek
17. mubînen : açıkça, apaçık

وَإِنْ أَرَدْتُمْ اسْتِبْدَالَ almak istersenizزَوْجٍ bir eşinمَكَانَ yerineزَوْجٍ başka bir eşوَآتَيْتُمْ vermiş olsanız daإِحْدَاهُنَّ onlardan birineقِنطَارًا yüklerle malفَلَا تَأْخُذُوا almayınمِنْهُ ondanشَيْئًا hiçbir şeyiأَتَأْخُذُونَهُ onu işleyerek mi alacaksınızبُهْتَانًا iftira ederekوَإِثْمًا ve bir günahمُبِينًا apaçık

Advertisements