36

٣٦

وَالَّذينَ كَذَّبُوا بِايَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا اُولءِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ

(36) vellezine kezzebu bi ayatina vestekberu anha ülaike ashabün nar hüm fiha halidun
o kimseler ki yalanladılar ayetlerimizi onu kibirlerine yediremediler işte onlar cehennem güruhudur onlar orada ebedi kalacaklardır

(36) But those who reject our Signs and treat them with arrogance, they are companions of the fire, to dwell therein (forever).

1. ve ellezîne : ve o kimseler ki
2. kezzebû : yalanladılar
3. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
4. ve estekberû : ve büyüklendiler, kibirlendiler
5. an-hâ : ona (ondan)
6. ulâike : işte onlar
7. ashabu en nâri : ateş ehli
8. hum : onlar
9. fî-hâ : orada
10. hâlidûne : kalıcıdırlar, kalanlardır

وَالَّذِينَ كَذَّبُوا yalanlayanlarبِآيَاتِنَا ayetlerimiziوَاسْتَكْبَرُوا ve büyüklenenler var yaعَنْهَا onlara karşıأُوْلَئِكَ işte onlarأَصْحَابُ halkıdırالنَّارِ ateşهُمْ onlarفِيهَا oradaخَالِدُونَ daimi kalıcıdırlar


AÇIKLAMA

Yüce Allah Ademoğullarını kendilerine ayetlerini anlatacak, hüküm ve farzlarını bildirecek peygamberler göndereceğini belirterek uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır: Ey Ademoğulları! Şayet sizlere içinizden sizin hemcinsiniz ve bu sizlere benim size farz kıldıklarımı ve sizin için öngördüğüm ibadet, mu­amelât ve ahlâka dair düzenlemeleri size emretmiş olduğum salih ameller ile size yasakladığım şirk ve çirkin işleri bildiren bir peygamber gelecek olursa, siz iki tavırdan birisini takınacaksınız. Bunlardan birisini takınanlara müjde veri­lir, diğerini takınanlar ise azapla korkutulur.

Kim Allah’tan korkar, benimle kendisinin arasını düzeltir, haramları terk eder ve itaatkâr olursa ahiret azabından yana onun için korku yoktur. Amelle­rinin karşılığını göreceği vakit geldiğinde de yapamadıkları dolayısıyla üzül­meyecektir veya gelecekte karşı karşıya kalacağı durumlardan dolayı onun için korku yoktur, geçmişteki hallerinden dolayı üzülmesi de söz konusu olmaya­caktır.

Yüce Allah’ın, “içinizden” diye buyurması, peygamberlerin peygamber ola­rak gönderildiği kimselerle hemcins olması, onlara ileri sürebilecekleri bir ma­zeret bırakmaz ve onlara karşı delili açıkça ortaya koyar. Zira onların o pey­gamberin durumunu bilmeleri, Allah’ın kendisini mucizelerle desteklemesinin, peygamberin kudretiyle değil de Allah’ın kudretiyle olduğunu onlara gösterir; diğer taraftan herkes kendi hemcinsiyle daha iyi kaynaşır.

Yüce Allah’ın, “ayetlerimi” buyruğundan kasıt ise, Kur’an-ı Kerim, tevhid ve ulûhiyetin delilleri, indirdiği hükümler ve şeriatlardır. Bu, sözü geçen bütün hususları kapsayan genel bir lafızdır. Çünkü bütün bunlar Yüce Allah’ın ayet­leridir. Peygamberler geldikleri takdirde, bütün bu hususları söz konusu etmiş­lerdir.

Kureyş ileri gelenlerinin Muhammed (s.a.)’e karşı büyüklük tasladıkları vakit görüldüğü gibi, kalpleriyle Allah’ın ayetlerini yalanlayan, onları kabul ve gereklerince amel etmeyi büyüklüklerine yediremeyen, peygamberlere büyük­lük taslayarak ve onları inatla reddedenlere gelince, bunlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalacaklardır.

Advertisements