11

١١

وَضَرَبَ اللّهُ مَثَلًا لِلَّذينَ امَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه وَنَجِّنى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمينَ

(11) ve darabellahu meselen lillezine amenum reete fir’avne iz kalet rabbibni li’ indeke beyten filcenneti ve neccini min fir’avne ve ‘amelihi ve neccini minel kavmizzalimin
Allah misal getirdi iman edenlere de firavun’un karısını o kadın o zaman dedi: ey Rabbim! benim için yap senin katında cennette bir ev beni kurtar firavun’dan ve yaptığı işlerden beni bu zalim kavimden kurtar

(11) And Allah sets forth, as an example to those who believe the wife of Pharaoh: behold she said: O my Lord! build for me, in nearness to Thee, a mansion in the Garden, and save me from Pharaoh and his doings, and save me from those that do wrong

1. ve darabe : ve vurdu, vurguladı
2. (darabe meselen) : (misal getirmek, örnek vermek)
3. allâhu : Allah
4. meselen : misal, örnek
5. li ellezîne âmenû : âmenû olanlara, ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenlere
6. emreete : hanımı
7. fir’avne : firavun
8. iz kâlet : demişti
9. rabbi : Rabbim
10. ibni : bina et, inşa et
11. : bana, benim için
12. inde-ke : senin yanında, senin katında
13. beyten : bir ev
14. fî el cenneti : cennette
15. ve necci-nî : ve beni kurtar
16. min fir’avne : firavundan
17. ve ameli-hî : ve onun yaptıkları
18. ve necci-nî : ve beni kurtar
19. min el kavmi : kavminden
20. ez zâlimîne : zalimler

وَضَرَبَverdiاللَّهُAllahمَثَلًا misalلِلَّذِينَ آمَنُواiman edenlere deاِمْرَأَةَkarısınıفِرْعَوْنَFiravun’unإِذْ قَالَتْhani demişti kiرَبِّ Rabbimابْنِ yapلِي banaعِنْدَكَ kendi katındaبَيْتًا bir evفِي الْجَنَّةِcennetteوَنَجِّنِيbeni kurtarمِنْ فِرْعَوْنَFiravun’danوَعَمَلِهِve yaptıklarındanوَنَجِّنِيve beni kurtarمِنْ الْقَوْمِtopluluğundan daالظَّالِمِينَo zalimler

Advertisements