40

    RevelationCuzPageSurah
    48 19379Naml(27)

٤٠

قَالَ الَّذى عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا اتيكَ بِه قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَاهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هذَا مِنْ فَضْلِ رَبّى لِيَبْلُوَنى ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّى غَنِىٌّ كَريمٌ

(40) kalel lezi indehu ilmüm minel kitabi ene atike bihi kable ey yertedde ileyke tarfük felemma raahü müstekirran indehu kale haza min fadli rabbi li yeblüveni e eşküru em ekfür ve men şekera fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe inne rabbi ğaniyyün kerim
Dedi ki kendisinde kitaptan ilim (bulunan kimse ise) ben onu sana getiririm gözlerini kırpmadan önce derken onu karar kılmış görünce yanında dedi bu Rabbimin fazlındandır beni imtihan için şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim kim şükür ederse ancak kendi nefsi için şükür eder kim de nankörlük ederse artık Rabbim (onun halinden) Müstağnidir, Kerimdir

(40) Said one who had knowledge of the Book: I will bring it to thee within the twinkling of an eye! Then when (Solomon) saw it placed firmly before him, He said: This is by the Grace of my Lord! To test me whether I am grateful or ungrateful! And if any is grateful, truly his gratitude is (a gain) for his own soul but if any is ungrateful, truly My Lord is Free of all Needs, Supreme in Honour!

1. kâle : dedi
2. ellezî : ki o
3. inde-hu : onun yanında
4. ilmun : ilim
5. min el kitâbi : kitaptan
6. ene : ben
7. âtî-ke : sana getiririm
8. bi-hi : onu
9. kable : önce
10. en yertedde : eski haline dönmek
11. ileyke : sana
12. tarfu-ke
(en yertedde ileyke tarfu-ke)
: senin gözün, bakışın
: (bakışının sana dönmesi, gözünü kırpman, gözünü açıp kapaman)
13. fe : bundan sonra, böylece
14. lemmâ : olduğu zaman
15. reâ-hu : onu gördü
16. mustekırran : durur vaziyette, dururken
17. inde-hu : onun önünde
18. kâle : dedi
19. hâzâ : bu
20. min fadlı : fazlından, lutfundan
21. rabbî : benim Rabbim
22. li yebluve-nî : beni denemesi için
23. e : mı
24. eşkur : şükredeceğim
25. em : yoksa
26. ekfuru : küfür edeceğim, nankörlük edeceğim
27. ve men : ve kim
28. şekere : şükretti
29. fe : o zaman, böylece
30. innemâ : sadece, yalnız
31. yeşkuru : şükreder
32. li : için
33. nefsi-hi : onun nefsi, kendi nefsi
34. ve men : ve kim
35. kefere : küfretti, nankörlük etti
36. fe : o zaman, o taktirde
37. inne : muhakkak ki
38. rabbî : benim Rabbim
39. ganiyyun : ganidir
40. kerîmun : kerimdir