50

٥٠

وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَيْنَاكُمْ وَاَغْرَقْنَا الَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

(50) Ve iz ferakna bikümül bahra fe enceynaküm ve ağrakna ale fir’avne ve entüm tenzurun

O zaman sizin için denizi yarmıştık sizi kurtarmıştık firavun hanedanını boğmuştuk sizler onlara bakıyorken

(50) And remember We divided the Sea for you and saved you and drowned Pharaoh’s people within your very sight.

1. ve iz : ve olduğu zaman, olmuştu
2. faraknâ : biz ayırdık, yardık
3. bi-kum : size, sizin için
4. el bahre : deniz
5. fe : o zaman, böylece
6. enceynâ-kum : biz sizi kurtardık
7. ve agraknâ : ve biz boğduk
8. âle fir’avne : firavun ailesi
9. ve entum : ve siz
10. tenzurûne : bakıyorsunuz, görüyorsunuz

Advertisements