23

٢٣

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذينَ اُوتُوا نَصيبًا مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلى كِتَابِ اللّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّى فَريقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ

(23) e lem tera ilellezine utu nasiybem minel kitabi yüd’avne ila kitabillahi li yahküme beynehüm sümme yetevella ferikum minhüm ve hüm mu’ridun

görmez misin kendilerine kitaptan nasip verilenleri davet olunuyorlar Allah’ın kitabına aralarında hakem olması için sonra yüz çeviriyor onlardan bir fırka ve onlar dönektiler

(23) Hast thou not turned thy vision to those who have been given a portion of the book? they are invited to the book of Allah, to settle their dispute, but a party of them turn back and decline (the arbitration).

1. e lem tera : görmedin mi
2. ilâ ellezîne : onlar
3. ûtû nasîben : nasip verildi
4. min el kitâbi : kitaptan
5. yud’avne : davet edilirler, çağrılırlar
6. ilâ kitâbi allâhi : Allah’ın kitabına
7. li yahkume : hüküm vermek için, hükmetmek için
8. beyne-hum : kendi aralarında
9. summe : sonra
10. yetevellâ : yüz çevirirler, dönerler
11. ferîkun : bir fırka, bir grup, topluluk
12. min-hum : onlardan
13. ve hum : ve onlar
14. mu’ridûne : yüz çevirenler, dönenler


SEBEB-İ NÜZUL

Bu âyetin nüzul sebebinde ihtilâf edilmiştir. Şöyle ki:

Suddî der ki: Hz. Peygamber (sa) yahudileri İslâm’a çağırmıştı. Nu’mân ibn Evfâ: “Gel, papazlara gidelim hakkımızda onlar hüküm versin.” dedi. Efen­dimiz (sa): “Hayır, aksine gel Allah’ın kitabının hükmüne gidelim” buyurdu. O fikrinde ısrar ederek: “Hayır, illâ papazların hükmüne müracaat edelim.” dedi de Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.

Saîd ibn Cubeyr ve İkrime’nin îbn Abbâs’tan rivayetinde o şöyle demiştir: Allah’ın Rasûlü (sa) yahudilerin Tevrat okudukları evde bir grup yahudinin ya­nına girdi ve onları Allah’a (Allah’ın hak dinine) çağırdı. İçlerinden Nuaym (veya Nu’rnân) ibn Amr ve Haris ibn Zeyd: “Ey Muhammed sen hangi din üzeresin?” diye sordular. Hz. Peygamber (sa): “İbra-him’in dini üzereyim.” buyurdu. Onlar: “İbrahim yahudi idi.” dediler. Hz. Pey­gamber (sa): “Haydi Tevrat’a gelin, sizinle bizim aramızda hakem olsun,” de­yince kabul etmemişler ve Allah Ttalâ da bu âyet-i kerimeyi indirmiş.

Kelbî der ki: Hayberlilerden zina eden iki kişi ve yahudilerin bu iki zınakârın haddini Hz. Peygember (sa)’e sormaları hakkında nazil olmuştur

vahidî en-Neysâbûn, age. s. 70). Kelbfnin bu kavli Râzfde İbn Abbâs’tan daha geniş bîr şekilde rivayetle yer almaktadır. Şöyle ki:

Yahudilerden bir erkekle bir kadın zina etmişlerdi- İkisi de şerefli kimse­lerdi. Kitablarında bu suçun cezası da taşlanarak öldürülmekti. Ancak bu sefer zina edenler şerefli kimseler olunca recmetmek istemediler de belki recmi terketmek üzere dininde bir ruhsat vardır umuduyla mes’eleyi Hz. Peygamber (sa)’e getirdiler. Ama Hz. Peygamber (sa) de ikisi hakkında recm ile hükmetti. “Bu hükmünle bize zulmettin ey Muhammed, bizim üzerimize recm yoktur.” diyerek bu hükmü inkâr ettiler de Hz. Peygamber (sa): “Aramızda Tevrat hakem olsun, onda recm var. İçinizde en bilgili kim?’* diye sordu. “Fedeklİ Abdullah ibn Sûriyâ’dır.” dediler. İbn Sûriyâyı getirdiler, bir de Tevrat hazır ettiler. İbn Sûriyâ Tevrat’ı okurken recm âyetine gelince oraya (üzerine) elini koyarak o-kumadan atlamak istedi de Abdullah ibn Selâm: “Recm âyetinin yerini geçti ey Allah’ın Rasûlü.” dedi ve İbn Sûriyâ’nın elini koyduğu yerden kaldırdı ve recm âyetini buldular. Hz. Peygamber (sa) o iki zina eden yahudinin recm edilmesini emretti de recm olundular. Yahudilerin bu hadiseye çok öfkelenmeleri üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.

Buhârî bu hadiseyi Alu İmrân 93 âyetinin tefsirinde şöyle zikrediyor: Ab­dullah ibn Ömer’den rivayet ediliyor: Yahudiler, zina etmiş olan bir erkekle bir kadını (haklarında hüküm vermesi için) Hz. Peygamber (sa)’e getirmişlerdi. Hz. Peygamber (sa) onlara: “Sizden zina edenlere ne yaparsınız?” diye sordular. Onlar: “İkisinin de yüzlerini siyaha boyarız ve döveriz.” dediler. “Tevrat’ta recmi bulmuyor musunuz?” buyurdular, onların: “Hayır, onda bir şey bulmuyo­ruz.” demeleri üzerine Abdullah ibn Selâm: “Yalan söylediniz, eğer doğru söz­lüler iseniz getirin Tevrat’ı da okuyun.” dedi. Tevrat’ı getirdiler, açtılar, Tevrat’ı okuyan hahamları elini recm âyetinin üzerine koyarak öncesindeki ve sonrasın­daki âyeti okumaya başladı, recm âyetini ise okumadı. Abdullah ibn Selâm’ın işaretiyle elini recm âyeti üzerinden kaldırınca Abdullah ibn Selâm: “Bu nedir? Recm âyeti değil mi?” dedi. Bunu görünce: “Bu recm âyetidir.” dediler. Hz. Peygamber (sa) de o ikisinin recmedilmelerini emretti ve Mescid-i Nebevi ya­nında cenazelerin konulup cenaze namazının kılındığı yerin yakınında taşlana­rak öldürüldüler. İbn Ömer der ki: O iki yahudinin taşlanarak öldürüldüklerini gördüm. Erkek, kadına doğru eğilmiş onu taşlardan korumaya çalışıyordu.

Nakkaş’in kaydettiğine göre ise yahudilerden bir cemaat hakkında nazil olmuştur. Şöyle ki: Hz. Peygamber (sa) onları İslâm’a çağırmış, onlar: “Biz, hidayete senden daha lâyikız. Allah ancak İsrail oğullarından peygamber gön­dermiştir.” diyerek Hz. Peygamber (sa)’in peygamberliğini inkâr edince Efen­dimiz (sa): “O halde Tevrat’ı çıkarın bakalım, benim vasıflarım onda var.” bu­yurmuş ta yahudiler bunu kabul etmemişler ve âyet bunun hakkında nazil olmuş.

Advertisements