86

٨٦

وَلَا تَقْعُدُوا بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَنْ سَبيلِ اللّهِ مَنْ امَنَ بِه وَتَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاذْكُرُوا اِذْ كُنْتُمْ قَليلًا فَكَثَّرَكُمْ وَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدينَ

(86) ve la tak’udu bi külli siratin tuidune ve tesuddune an sebilillahi men amene bihi ve tebğuneha iveca vezküru iz küntüm kalilen fe kesseraküm venzuru keyfe kane akibetül müfsidin
her yol başına oturup da tehdit etmeyin çevirmeyin Allah yolundan ona iman edenleri dinin eğriliğini istemeyin düşünün ki o zaman sizler azdınız böyleyken sizi çoğalttı bakın nasıl oldu ifsat edenlerin akıbeti

(86) And squat not on every road, breathing threats, hindering from the path of Allah those who believe in him, and seeking in it something crooked but remember how ye were little, and He gave you increase. And hold in your mind’s eye what was the end of those who did mischief,

1. ve lâ tak’udû : ve oturmayın
2. bi kulli sırâtın : her yola
3. tû’ıdûne : tehdit ediyorsunuz, vaad ediyorsunuz (negatif vaad)
4. ve tasuddûne : ve mani oluyorsunuz, engelliyorsunuz
5. an sebîli allâhi : Allah’ın yolundan
6. men : kim, kimse
7. âmene : inandı
8. bi-hî : ona
9. ve tebgûne-hâ : ve onda arıyorsunuz
10. ivecen : eğrilik
11. ve uzkurû : ve hatırlayın
12. iz kuntum kalîlen : siz az idiniz
13. fe kessere-kum : böylece sizi çoğalttı
14. ve unzurû : ve bakın (ibret alın)
15. keyfe : nasıl
16. kâne : oldu
17. âkıbetu : son, sonuç
18. el mufsidîne : fesat çıkaranlar

وَلَا تَقْعُدُواoturmayınبِكُلِّ herصِرَاطٍ yolun başındaتُوعِدُونَ tehdit ederekوَتَصُدُّونَ alıkoymak içinعَنْ سَبِيلِ yolundanاللَّهِ Allah’ınمَنْ آمَنَ iman edenleriبِهِO’naوَتَبْغُونَهَا ve doğruluk yolunda arayarakعِوَجًا eğrilikوَاذْكُرُوا hatırlayın kiإِذْ كُنتُمْ siz idiniz deقَلِيلًا çok azفَكَثَّرَكُمْ sizi çoğalttıوَانظُرُوا bir bakınكَيْفَ nasılكَانَ olduğunaعَاقِبَةُ sonununالْمُفْسِدِينَ bozgunculuk yapanların

Advertisements