39

٣٩

لِيُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذى يَخْتَلِفُونَ فيهِ وَلِيَعْلَمَ الَّذينَ كَفَرُوا اَنَّهُمْ كَانُوا كَاذِبينَ

(39) li yübeyyine lehümül lezi yahtelifune fihi ve li ya’lemellezine keferu ennehüm kanu kazibin
kendilerine açıklansın hakkında ihtilaf ettikleri şeyler ve “kafirler bilsinler” diye kendilerinin yalancı olduklarını

(39) (They must be raised up), in order that he may manifest to them the truth of that wherein they differ, and that the rejecters of truth may realize that they had indeed (surrendered to) falsehood.

1. li yubeyyine : açıklaması, bildirmesi için
2. lehum : onlara
3. ellezî yahtelifûne : onlar ihtilâfa düşerler
4. fî-hi : orada, onun hakkında
5. ve li ya’leme : ve bilmesi için
6. ellezîne keferû : inkâr eden kimseler, kâfirler
7. enne-hum : muhakkak onların olduğunu
8. kânû : oldular
9. kâzibîne : yalancılar

Advertisements