90

٩٠

تَكَادُ السَّموَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا

(90) tekadüs semavatü yetefettarne minhü ve tenşekkul erdu ve tehirrul cibalü hedda

neredeyse bu sözden dolayı semalar çatlayacak arz da yarılacak ve dağlarda yıkılıp gidecekti

(90) At it the skies are ready to burst, the earth To split asunder, and the mountains to fall down in utter ruin,

1. tekâdu : neredeyse, az kalsın oluyordu
2. es semâvâtu : semalar
3. yetefattarne : paramparça olacak, parçalanacak
4. min-hu : ondan
5. ve tenşakku : ve yarılacak
6. el ardu : yeryüzü
7. ve tehırru : ve yıkılacak
8. el cibâlu : dağlar
9. hedden : çökerek