71

٧١

وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّموَاتُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فيهِنَّ بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَ

(71) ve levittebeal hakku ehvaehüm le fesedetis semavatü vel erdu ve men fihinn bel eteynahüm bi zekrihim fe hüm an zikrihim mu’ridun
Velev hakka tabi olsaydı onların hevaları mutlaka fesada giderdi gökyüzünde, yeryüzünde ve bunların içinde bulunanlar hayır! onlara öğütlerimizi getirdik fakat onlar nasihatlerden yüz çeviriyorlar

(71) If the Truth had been in accord with their desires, truly the heavens and the earth, and all beings therein would have been in confusion and corruption! Nay, We have sent them their admonition, but they from their admonition. turn away

1. ve lev ittebea : ve uysaydı, tâbî olsaydı
2. el hakku :
3. ehvâe-hum : onların hevaları
4. le fesedeti : mutlaka fesada uğrardı
5. es semâvâtu : semalar
6. vel ardu : ve arz, yeryüzü
7. ve men fî hinne : ve onların içinde olanlar
8. bel : hayır
9. eteynâ-hum : onlara getirdik
10. bi zikri-him : onların zikirleri
11. fe : o zaman, fakat
12. hum : onlar
13. an zikri-him : zikirlerinden
14. mu’ridûne : yüz çevirenler

Advertisements