49

٤٩

اِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

(49) inna kulle şey’in halaknahu bi kader
Gerçekten biz her şeyi bir takdir ile yaratmışızdır

(49) Verily, all things have We created in proportion and measure.

1. innâ : muhakkak ki biz
2. kulle şey’in : herşeyi
3. halaknâ-hu : onu yarattık
4. bi kaderin : bir kader ile, takdir edilmiş olarak

إِنَّاhiç şüphesiz bizكُلَّ herشَيْءٍşeyiخَلَقْنَاهُyarattıkبِقَدَرٍ bir kader ile


SEBEB-İ NÜZUL
Ebu Bekr ibn Ebî Şeybe ve Ebu Küreyb kanalıyla Ebu Hüreyre’den rivaye­te göre Kureyş müşrikleri kader konusunda Hz. Peygamber (sa)’le tartışmaya gelmişler de bunun üzerine “O gün yüzleri üstü ateşe sürüldüklerinde “Tadın cehennemin tadını” denilir. Şüphesiz ki Biz, herşeyi bir ölçüye göre yaratmışız­dır.” âyet-i kerimeleri nazil oldu.

Ebu Bekr ibn’l-Hâris kanalıyla Atâ’dan rivayette o şöyle anlatır: Necran piskoposu Hz. Peygamber (sa)’e gelmiş ve: “Ey Muhammed, günahların kader­le, denizlerin kaderle, gökyüzünün kaderle, olduğunu, bu işlerin hep kaderle cereyan ettiğini mi iddia ediyorsun? Günahlara gelince; onlar kaderle yapılıyor değiller.” demiş. Hz. Peygamber (sa): “Sizler Allah’la haşarılaşmaya kalkışan hasımlarsınız.” buyurmuş ve bunun üzerine Allah Tealâ da bu âyet-i kerimeleri indirmiş.

Bu âyet-i kerimelerin Kaderiyye, ya da Muhammed ümmeti içinde kaderi inkâr edecek bir taife hakkında nazil olduğu rivayetleri varsa da bunları “Kaderiyye veya kaderi inkâr edenler de bu âyet-i ke­rimelerin hükmü altına girerler.” şeklinde anlamak doğru olacaktır.