4

    RevelationCuzPageSurah
    103 17331Hajj(22)

٤

كُتِبَ عَلَيْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَاَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْديهِ اِلى عَذَابِ السَّعيرِ

(4) kütibe aleyhi ennehu men tevellahü fe ennehu yüdillühu ve yehdihi ila azabis seiyr
onun hakkında yazılmış muhakkak onu kim dost edinirse şüphesiz o, onu saptırır ve onu eriştirir cehennem azabına

(4) About the (Evil one) It is decreed that whoever turns to him for friendship, Him will he lead astray, And he will guide him To the penalty of the fire.

1. kutibe : yazıldı
2. aleyhi : ona, onun üzerine
3. enne-hu : onun olduğu
4. men : kim
5. tevellâ-hu : ona döndü
6. fe : böylece, o zaman
7. enne-hu : muhakkak onu
8. yudıllu-hu : onu dalâlete düşürür
9. ve yehdî-hi : ve onu ulaştırır, götürür
10. ilâ : …e, …a
11. azâbi es saîri : cehennem azabı


AÇIKLAMA

Allah kullarına takvayı emrediyor ve onlara kıyametin dehşeti, sarsın­tıları ve ahiretin durumları hakkında karşılaşacaklarını bildiriyor ve şöyle buyuruyor:

“Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Zira kıyametin sarsıntısı büyük bir şey­dir. “Ey âdemoğulları! Rabbinize itaat etmek ve O’na isyan etmemek suretiyle O’nun cezasından sakının. Zira kıyametin sarsıntısı yahut insanlar kabirlerin­den kalkmadan önce kıyamet koptuğu zamanki şiddetli hareket çok korkunç­tur. Meydana gelmesi çok dehşetlidir.

Buna şu ayetler de delildir: “Yeryüzü kendisinden gelen şiddetli bir sarsıntı ile zelzeleye uğratıldığı zaman ve yeryüzü bütün ağırlıklarını çıkardığı zaman…” (Zilzal, 99/1-2);

“Yerle dağlar yerlerinden kaldırılıp da birbirine bir çarpma ile hepsi toz haline geldiği zaman…” (Hakka, 69/14-15);

“Yeryüzünün bir sarsıntı ile sarsıldığı, dağların didik didik parçalandığı, hepsinin dağılıp toz haline geldiği zaman…” (Vakıa, 56/4-6).

Bu günün özellikleri şunlardır:

1- “O sarsıntıyı gördüğünüz zaman her emzikli kadın emzirdiği çocuğunu unutur.” O gün o sarsıntı sebebiyle emzikli kadın bebeğini unutur. Ayette geçen “el-murdıa” kelimesi çocuğunu emziren, çocuğuna meme veren kadın demektir, “el-murdı”‘ ise emzirmeye hazırlıklı olan yahut emzirmese bile emzirme durumunda olan demektir. “Emzirdiği çocuğunu” ya da emzirmeyi “unutur”.

2- “Her hamile kadın çocuğunu düşürür.” Dehşetin, korkunun şiddeti sebebiyle hamile kadın karnındaki yavrusunu düşürür.

Hasan-ı Basrî diyor ki: Emzikli kadın çocuğunu emzirmekten gafil kalır, hamile kadın karnındaki çocuğunu vakti tamam olmadan düşürür.

3- “Sen insanları sarhoş görürsün.” İnsanları korkudan dolayı sarhoş gibi görürsün. Onlar gerçekte ve hakikatte içki içip sarhoş olmuş değildirler. Fakat şiddetli azap onların akıllarını ve ayırd etme gücünü kaybettirir.

Bu şiddetli uyarıya rağmen bazı insanlar öldükten sonra dirilmeyi inkâr ediyorlar ve bilgisizce Allah katında mücadele ediyorlar. İnsanlardan bir kısmı Allah’ın sıfatları ve fiilleri hakkında, öldükten sonra dirilmeye ve başka husus­lara kadir oluşu hakkında doğru bir bilgi olmaksızın ve doğru bir akıl olmak­sızın tartışırlar. Bu batıl yoldaki mücadelesinde azgın ve inatçı şeytanın iz­lerine uyar. O hak yolda mücadele etmez, sadece batıl yolda mücadele eder.

Daha önce de beyan edildiği gibi denilmiştir ki: Bu ayet Nadr b. Haris hakkında nazil olmuştur. Nadr mücadeleci bir kimse idi. Nadr:

– Melekler Allah’ın kızlarıdır. Kur’an öncekilerin masallarıdır. Allah çürümüş ve toprak olmuş insanları diriltmeye, kadir değildir, diyordu.

Bu ayet -Keşşafta denildiği gibi- Allah için caiz olmayan hususlarda, caiz olmayan sıfat ve fiillerde hiçbir ilme müracaat etmeden, hiçbir hüccete ve doğ­ru burhana uymadan mücadele eden, ne yaptığını bilmeyen, hakla batılı ayırd edemeyen herkes hakkında umumidir.

Ayet mefhumu itibariyle haklı mücadelenin caiz olduğuna delâlet etmek­tedir. Haklı mücadele bilerek ilimle yapılan ve “Onlarla güzel bir şekilde mücadele et.” (Nahl, 16/125) ayetinde murad olunan mücadeledir.

Batıl mücadele ise “Sana ancak mücadele ile vurdular.” (Zuhruf, 43/58) ayetiyle murad edilen mücadeledir.

“O kendi üzerine şunu takdir etti ki: Kim şeytanı dost edinirse onu (hak yoldan) saptıracaktır…” Cenab-ı Hak şeytana uyan, onu kendisine dost ve yar­dımcı kılan herkesi dalâlete düşüreceğine ve o kimsenin şeytanı dost edin­mesini, kendisine cennet yolundan sapmak, ateşe yönelmek ve cehenneme ulaşmaktan başka fayda vermeyeceğine karar verdi.

Kastedilen mana şudur: Şeytana uymak dünyada sapıklığa, ahirette ise cehennem azabına götürür. Sanki Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: Şeytana uyan kimse için şeytanın o kimseyi cennetten sapıtacağı, onu cehenneme sürükleyeceği kararlaştırılmıştır. Bu ayet şeytana tabi olanlara bir tehdit niteliğindedir.

Advertisements