101

١٠١

وَلَمَّا جَاءَهُمْ رَسُولٌمِنْ عِنْدِ اللّهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَريقٌمِنَ الَّذينَ اُوتُوا الْكِتَابَ كِتَابَ اللّهِ وَرَاءَ ظُهُورِهِمْ كَاَنَّهُمْ لَايَعْلَمُونَ

(101) Ve lemma caehüm rasulüm min indillahi müsaddikul lima meahüm nebeze ferikum minellezine utül kitab kitabellahi verae zuhurihim ke ennehüm la ya’lemun

onlara geldiği zaman bir Resul Allah katından tasdik eden onların yanlarındakini ilgilenmediler kitap ehlinden bir fırka Allah’ın kitabını onlar arkalarına attılar sanki onlar bilmezlermiş gibi

(101) And when there came to them a Messenger from Allah, confirming what was with them, a party of the People of the Book threw away the Book of Allah behind their backs. As if (it had been something) they did not know!

1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. câe-hum : onlara geldi
3. resûlun : bir resûl
4. min indillâhi (indi allahi) : Allah’ın katından
5. musaddikun : tasdik eden
6. limâ : şeyi
7. mea-hum : onlarla beraber, onların yanında
8. nebeze : attı
9. ferîkun : bir fırka, bir zümre, bir kısım
10. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
11. ûtû : verildiler
12. el kitâbe : kitap
13. kitâbe allâhi : Allah’ın
14. verâe : arka
15. zuhûri-him : onların arkaları, arkalarına
16. ke : gibi, sanki
17. enne-hum : onların olduğu
18. lâ ya’lemûne : bilmiyorlar

وَلَمَّاne zamanجَاءَهُمْonlara geldiyseرَسُولٌbir rasulمِنْ عِنْدِkatındanاللَّهِallah مُصَدِّقٌtasdik edenلِمَا مَعَهُمْberaberlerindekiniنَبَذَattılarفَرِيقٌbir grupمِنْ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَkitap verilenlerden كِتَابَkitabınıاللَّهِallah’ınوَرَاءَarkasınaظُهُورِهِمْsırtlarınınكَأَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَsanki bilmiyorlarmış gibi

Advertisements