17

١٧

ثُمَّ لَاتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ اَيْديهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَاءِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ اَكْثَرَهُمْ شَاكِرينَ

(17) sümme le atiyennehüm mim beyni eydihim ve min halfihim ve an eymanihim ve an şemailihim ve la tecidü ekserahüm şakirin
sonra muhakkak onlara önlerinden geleceğim arkalarından (da) sağlarından sollarından ve sen bulamazsın onların çoğunu şükür edicilerden

(17) Then will I assault them From before them and behind them, From Their right and their left: Nor wilt Thou find, In most of them, Gratitude (for Thy mercies).

1. summe : sonra
2. le âtiyenne-hum : onlara getirmek, yapmak, gelmek
3. min beyni : arasından
4. eydî-him : onların elleri
5. min beyni eydi-him : elleri arasından, önlerinden
6. min halfi-him : arkalarından
7. an : …den, …den dolayı
8. eymâni-him : sağları
9. şemâili-him : solları
10. lâ tecidu : bulamazsın
11. eksere-hum : onların çoğu
12. şâkirîne : şükredenler

ثُمَّ sonraلَآتِيَنَّهُمْ andolsun onlara sokulacağım daمِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ önlerindenوَمِنْ خَلْفِهِمْ arkalarındanوَعَنْ أَيْمَانِهِمْsağlarındanوَعَنْ شَمَائِلِهِمْ ve sollarındanوَلَا تَجِدُ sen bulmayacaksınأَكْثَرَهُمْ onların pek çoğunuشَاكِرِينَ şükredenlerden

Advertisements