136

١٣٦

اُولءِكَ جَزَاؤُهُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا وَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلينَ

(136) ülaike cezaühüm mağfiratüm mir rabbihim ve cennatün tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve ni’me ecrul amilin

işte bunların ecirleri Rablerinden bir mağfiret ve altlarından nehirler akan cennetlerdir orada ebedi olarak kalacaklardır ecri ne güzeldir böyle yapanların

(136) For such the reward is forgiveness from their Lord, and Gardens with rivers flowing underneath- an eternal dwelling: how excellent a recompense for those who work (and strive)!

1. ulâike : işte onlar
2. cezâu-hum : onların cezası, karşılığ?, mükâfatı
3. magfiretun : bağışlanma, mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi)
4. min rabbi-him : onların Rabbinden
5. ve cennâtun : ve cennetler
6. tecrî : akar
7. min tahti-hâ : onun altından
8. el enhâru : nehirler
9. hâlidîne fî-hâ : orada, içinde kalacak olanlar
10. ve ni’me : ve ne güzel
11. ecru : ecir, bedel, karşılık
12. el âmilîne : amel edenler

أُوْلَئِكَ işte onlar var yaجَزَاؤُهُمْ onların mükafatıمَغْفِرَةٌ bağışlanmaمِنْ رَبِّهِمْ Rablerindenوَجَنَّاتٌ ve cennetlerdirتَجْرِي akanمِنْ تَحْتِهَا altındanالْأَنْهَارُ nehirlerخَالِدِينَ kalıcı olduklarıفِيهَا içindeوَنِعْمَ ne güzeldirأَجْرُ mükafatıالْعَامِلِينَ amel işleyenlerin

Advertisements