178

١٧٨

وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذينَ كَفَرُوا اَنَّمَا نُمْلى لَهُمْ خَيْرٌ لِاَنْفُسِهِمْ اِنَّمَا نُمْلى لَهُمْ لِيَزْدَادُوا اِثْمًا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُهينٌ

(178) ve la yahsebennellezine keferu ennema nümli lehüm hayrul li enfüsihim innema nümli lehüm li yezdadu isma ve lehüm azabüm mühin

o küfredenler kendilerine mühlet verişimizi onlar nefisleri için hayır sanmasınlar biz onlara ancak günahları ziyadeleşsin diye mühlet veriyoruz onlar için aşağılayıcı azaptır

(178) Let not the Unbelievers think that our respite to them is good for themselves: we grant them respite that they may grow in their iniquity: but they will have a shameful punishment.

1. ve lâ yahsebe-enne : ve sakın zannetmesinler
2. ellezîne keferû : kâfirler
3. ennemâ : … olduğu, … olması
4. numlî : mühlet veririz, mühlet veriyoruz
5. lehum : onlar için, onlara
6. hayrun : hayırdır
7. li enfusi-him : kendileri için
8. innemâ : ancak, sadece
9. numlî : mühlet veririz, mühlet veriyoruz
10. lehum : onlar için, onlara
11. li yezdâdû : artırmaları için
12. ismen : günah
13. ve lehum : ve onlar için, onlara vardır
14. azâbun : azap
15. muhînun : alçaltıcı

وَلَا يَحْسَبَنَّ zannetmesinlerالَّذِينَ كَفَرُوا küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenlerأَنَّمَا aslaنُمْلِي mühlet vermemiziلَهُمْ onlaraخَيْرٌ bir hayırلِأَنْفُسِهِمْ kendileri içinإِنَّمَا ancakنُمْلِي mühlet veriyoruzلَهُمْ onlaraلِيَزْدَادُواartırmak içinإِثْمًا günahlarınıوَلَهُمْ şüphesiz ki onlar içinعَذَابٌ bir azap vardırمُهِينٌ alçaltıcı


SEBEB-İ NÜZUL

Mukati’den rivayete göre Mekke müşrikleri, Atâ’dan rivayete göre ise Kurayza ve Nadîr oğulları yahudileri hakkında nazil olmuştur.

Advertisements