3

    RevelationCuzPageSurah
    111 26510Fath(48)

٣

وَيَنْصُرَكَ اللّهُ نَصْرًا عَزيزًا

(3) ve yensurakellahü nasran aziza
Allah sana yardım edecek şanlı bir zaferle

(3) And that Allah may help thee with powerful help.

1. ve : ve
2. yansure-ke : sana yardım etsin
3. allâhu : Allah
4. nasran : yardım, zafer
5. azîzen : azîz, şerefli, güçlü

وَيَنْصُرَكَ ve sana yardım etsinاللَّهُ Allahنَصْرًا عَزِيزًا üstün ve onurlu bir zaferle


AÇIKLAMA

“Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik.” Ey peygamber doğrusu biz sana asla şüphe olmayacak şekilde açık bir fetih nasip ettik. Bu da ya Mekke fethinin ve imanın yayılmasının sebebi olan Hudeybiye antlaşması­dır, yahut da bizzat Mekke’nin fethidir. Allah Tealâ daha gerçekleşmeden onu vaadetmiş, bu vaad kesinlikle tahakkuk edeceği için de onu geçmiş za­man (mazi) sigasıyla zikretmiştir. Kelime ve ibareler bahsinde açıklandığı gibi bu fetih, Rasulullah (s.a.) ve müminler için Allah’ın büyük bir müjdesi olmuştur.

“Allah’ın senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlaması için” yani ilâhî mağfirete nail olman ile birlikte fetih hakkındaki nimetin tamamlanması doğru yola iletilme ve karşı konulamaz zaferin sana bahsedilmesi için; işte bütün bunlar sebebiyle iki dünya izzeti ve dünya ahiret mutluluğu gerçek­leşir. Mağfiret, peygamberlikten önce senden sadır olan kusurlar ile daha sonra sahip olduğun yüce makama göre daha doğru, daha güzel olanın eksi­ği kabul edilen ufak hataların hepsine şamildir. Halbuki peygamber iken iş­lediği hatalar başkalarına nispetle hata sayılmaz. Bunlar, iyilerin hasenatı­nın Allah’a yakın olanlar (mukarrabîn) için kusur olması kabilindendir. Bu­rada Rasulullah için büyük bir yüceltme sözkonusudur. Hiç kimseyle ortak olmadığı en önemli özelliklerinden biri de işte bu özelliğidir.

Bir grup muhaddis (Ahmed ve Ebu Davud dışındaki kütüb-i sitte mü­ellifleri) Muğire b. Şebe’nin şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: Nebi (s.a.) ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Ona “Senin geçmiş ve gelecek günahların affedilmedi mi? ” denilince Allah’a şükreden bir kul da olmaya­yım mı?” buyurdu.

Ahmed ve Müslüm Aişe (r.a.)’nin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Rasulullah (s.a.) namaz kılar ve ayakları yarılıncaya kadar da kıyamda ka­lırdı. Hz. Aişe ona: “Ey Allah’ın Rasulü! Allah Tealâ senin geçmiş ve gele­cek günahlarını bağışlamışken böyle mi yapıyorsun?” Bunun üzerine Rasu­lullah (s.a.) “Ya Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurdular.

“Sana olan nimetini tamamlaması, seni dosdoğru yola ulaştırması ve sana, karşı konulmaz bir zaferle yardım etmesi için.” Yani dini hakim kıl­mak, İslâmı yaymak, doğudaki ve batıdaki ülkelerin fethedilmesi, senin şan ve şerefinin yüceltilmesi, sana en büyük dini vererek Allah’ın seni dosdoğru yola iletmesi, ruhunu kabzedinceye kadar seni hidayet üzere sabit kılması, karşı konulmaz kendinden sonra zillet gelmez bir galibiyet ve zaferle düş­manlarına karşı yardım etmesi için sana apaçık bir fetih verdik

Advertisements