8

٨

رَبَّنَا لَاتُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

(8) rabbena la tüziğ kulubena ba’de iz hedeytena veheb lena mil ledünke rahmeh inneke entel vehhab

ey rabbimiz kalplerimizi saptırma bize verdiğin hidayetten sonra ihsan eyle bize katında bir rahmet çünkü sen çok ihsan eden (bağışlayansın)

(8) Our Lord (they say), let not our hearts deviate now after thou hast guided us, but grant us mercy from thine own presence for thou art the grantor of bounties without measure.

1. rabbe-nâ : Rabbimiz
2. lâ tuzig : saptırma, kaydırma
3. kulûbe-nâ : kalplerimizi
4. ba’de : sonra
5. iz hedeyte-nâ : bizi hidayete erdirdiğin zaman
6. veheb lenâ : bize vehbi olarak ihsan et, bağışla
7. min ledun-ke : senin katından
8. rahmeten : rahmet
9. inne-ke : muhakkak ki sen
10. ente : sen
11. el vehhâbu : ihsan eden, bağışlayan, hak kazanmadan veren, karşılıksız veren

Advertisements