115

    RevelationCuzPageSurah
    52 12233Hud(11)

١١٥

وَاصْبِرْ فَاِنَّ اللّهَ لَا يُضيعُ اَجْرَ الْمُحْسِنينَ

(115) vasbir fe innellahe la yüdiy’u ecral muhsinin

sen sabret şüphesiz Allah iyilik edenlerin ecirlerini zayi etmez

(115) And be steadfast in patience for verily Allah will not suffer the reward of the righteous to perish.

1. vasbir (ve isbir) : ve sabret
2. fe innallâhe (inne allâhe) : muhakkak ki Allah
3. lâ yudîu : zayi etmez
4. ecre el muhsinîne : muhsinlerin ecrini


AÇIKLAMA

Bu iki ayetin konusu, namaz ve sabır vesilesiyle Allah’ın yardımını istemektir. Nitekim Cenab-ı Hak bir başka ayette şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153).

Namazla ilgili ayet namaz vakitlerinin tayini hakkındadır. Manası şudur: Namazı tam olarak rükünleri, şartları ve vasıfları kâmil olarak eda et. Namaz kul ile Rabbi arasındaki irtibat, nefsin temizlik vesilesi, Rabbin rızasına kavuşturucu, fuhşiyet ve münkerleri engelleyicidir.

“Gündüz iki tarafı” ifadesi üç vakti yani sabah, öğle ve ikindi namazlarını, “Gecenin gündüze yakın zamanları” ifadesi de akşam ve yatsı namazlarını içine almaktadır. Böylece bu ayet-i kerime bütün namaz vakitlerini ihtiva et­miş olmaktadır.

Namaz vakitleri diğer bazı ayetlerde de zikredilmiştir.

1- “Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar geçen zaman içinde namazları kıl, sabah namazını da eda et. Doğrusu sabah namazında melekler hazır bulunmaktadır.” (İsra, 17/78).

2- “O halde akşama girerken de, sabaha ererken de Allah’ı tenzih edin. Namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Günün sonunda ve öğle vaktine girince Allah’ı tenzih edin, namaz kılın.” (Rum, 30/17-18).

Sabah namazı “sabaha ererken”, diğer namazlar da “akşam” tabiri altına girer. Çünkü bu tabir öğle ile akşam ve daha sonrasını içine almaktadır.

3- “… Güneş doğmadan önce ve batmadan önce Rabbine hamd ile teşbih edip ibadette bulun. Gecenin bir bölümünde ve gündüzün çeşitli vakitlerinde de Rabbini teşbih edip ibadette bulun ki, rızasına eresin.” (Tâ-Hâ, 20/130). Teşbih namazla ve diğer şekillerle de olur.

Daha sonra Cenab-ı Hak namazın faydasını zikrederek “İyilikler kötülük­leri siler” buyurdu. Yani hayır işleme ve salih ameller -ki beş vakit namaz da bunun içindedir- geçmiş günahlara ve küçük günahlara kefaret olur.

Nitekim İmam Ahmed ve Sünen sahipleri Hz. Ali (r.a.)’den şöyle dediğini rivayet etmektedirler: Rasulullah (s.a.)’tan bir hadis duyduğum zaman Allah bana dilediği kadar bu hadisten istifade etmeyi nasip ederdi. Biri bana hadis rivayet ettiği zaman ondan yemin etmesini isterdim. Yemin ederse onu tasdik ederdim. Bana Ebubekir (r.a.) rivayet etti. Ebubekir (r.a.) doğru söyledi. Rasulullah (a.s.)’ın şöyle buyurduğunu işitmişti: “Hiçbir müslüman yoktur ki, bir günah işlesin de abdest alıp iki rekât namaz kıldıktan sonra affolunmasın.”

Buharî ve Müslim’in Hz. Osman b. Affan (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Hz. Osman Rasulullah (s.a.)’ın abdesti gibi abdest almış ve şöy­le demişti: Rasulullah (s.a.)’ın aynen böyle abdest aldığını gördüm ve buyur­dular ki: “Kim benim bu abdestim gibi abdest alır, iki rekât namaz kılarsa bu iki rekâtta içinden hiçbir şey geçirmezse geçmiş günahları affolunur.”

Hasenat (iyilikler) bütün salih amellerdir. Hatta günahı terk etmek bile hasenata girer.

Seyyiat (kusurlar) ise küçük (sağair) günahlardır. Çünkü kebairi ancak tevbe örter. “Büyük günahlardan kaçarsanız kusurlarınızı örter, sizi güzel bir makama koyarız.” (Nisa, 4/31). Ayrıca Müslim’in rivayet ettiği “Beş vakit namaz aralarındaki (küçük) günahlara kefarettir. Büyük günahlardan kaçın­mak şartıyla…” hadis-i şerifi de buna delildir.

Sadık tevbenin şartları ise dört tanedir:

1- Günahı tamamen terk etmek.

2- Günah işlediğine pişman olmak.

3- Gelecekte aynı günahı bir daha işlememeye azmetmek.

4- Günahın tesirini silmeye yardımcı olacak salih amel işlemek. Hakların hak sahiplerine verilmesi ve eziyet ettiği kimseden helâllik istemesi de buna girer.

“Bu, Rablerini anan kimseler için bir öğüttür.” Yani güzel ameller işlemek ve istikamet üzere olmak, dinin sınırlarını aşmamak ve zalimlere meylet­memek şeklinde geçen bu nasihatler hadiseleri düşünen, tehlikelerini takdir eden, Allah’tan korkan ve bunlardan öğüt alacak kimseler için bir öğüttür.

“Sabret!” Yani itaat ve meşakkatlerine karşı sebat et, günah ve günaha teşvik edici şeylere karşı sabır göster. Haramlardan ve çirkin şeylerden uzaklaş. Zorluk ve musibetlere karşı sabret. Zira Allah iyi amel işleyenlerin, Allah’ın muradı ve kaderine sabredenlerin sevabını boşa çıkarmaz.

Bu, sabrın iyilik ve fazilet olduğuna delildir