105

١٠٥

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَاُولءِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظيمٌ

(105) ve la tekunu kellezine teferraku vahtelefu mim ba’di ma caehümül beyyinat ve ülaike lehüm azabün aziym

parçalanıp ihtilafa düşen kimseler gibi olmayın kendilerine açık ayetler geldikten sonra işte onlar için çok büyük azap (vardır)

(105) Be not like those who are divided amongst themselves and fall into disputation after receiving Clear Signs: for them is a dreadful penalty,

1. ve lâ tekûnû : ve olmayın
2. ke ellezîne : onlar gibi
3. teferrakû : ayrıldılar
4. ve ihtelefû : ve ihtilâfa, ayrılığa, anlaşmazlığa düştüler
5. min ba’di : sonradan, sonra
6. mâ câe-hum : onlara gelen şey
7. beyyinâtu : beyyineler, açık deliller
8. ve ulâike : ve işte onlar
9. lehum : onlar için vardır
10. azâbun azîmun : azîm azap, büyük azap

وَلَا تَكُونُوا olmayınكَالَّذِينَ kimseler gibiتَفَرَّقُوا ayrılanوَاخْتَلَفُوا ihtilafa düşerekمِنْ بَعْدِ مَا جَاءَهُمْ kendilerine geldikten sonraالْبَيِّنَاتُ apaçık delillerوَأُوْلَئِكَ işte onlar var yaلَهُمْ onlar içinعَذَابٌ bir azap vardırعَظِيمٌ çok büyük

Advertisements