5

    RevelationCuzPageSurah
    111 26510Fath(48)

٥

لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيَِّاتِهِمْ وَكَانَ ذلِكَ عِنْدَ اللّهِ فَوْزًا عَظيمًا

(5) li yüdhilel mü’minine vel mü’minati cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zalike indellahi fevzen aziyma
Koymak için erkek ve kadın mü’minleri altlarından nehirler akan cennetlere orada ebedi kalmak üzere onların günahlarını örtmek için bu Allah’ın katında saadettir en büyük (saadettir)

(5) That He may admit the men and women who believe, to Gardens beneath which rivers flow, to dwell therein for aye, and remove their ills from them and that is, in the sight of Allah, the highest achievement (for man),

1. li yudhile : dahil etsin, koysun diye
2. mu’minîne : mü’min erkekler
3. ve : ve
4. mu’minâti : mü’min kadınlar
5. cennâtin : cennetler
6. tecrî : akan
7. min tahti-hâ : onun altından
8. el enhâru : nehirler
9. hâlidîne : devamlı, ebedî kalanlar
10. fîhâ : orada
11. ve : ve
12. yukeffire : örter
13. an-hum : onlardan
14. seyyiâti-him : onların günahları
15. ve : ve
16. kâne : oldu …dır
17. zâlike : işte bu
18. inde allâhi : Allah’ın indinde, katında
19. fevzen : fevz
20. azîmen : en büyük

لِيُدْخِلَ girdirmesiالْمُؤْمِنِينَ mü’min erkekleriوَالْمُؤْمِنَاتِ ve mü’min kadınlarıجَنَّاتٍ cennetlereتَجْرِي akanمِنْ تَحْتِهَا altındanالْأَنْهَارُ nehirlerخَالِدِينَ daimi kalıcılar olmak üzereفِيهَا içindeوَيُكَفِّرَ ve örtüp bağışlaması içindirعَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ kötülükleriniوَكَانَ ذَلِكَ işte buعِنْدَ katındaاللَّهِ Allahفَوْزًا büyük kurtuluşعَظِيمًا ve mutluluktur


SEBEB-İ NÜZUL

İmam Ahmed’in Abdurrezzâk kanalıyla Enes ibn Mâlik’ten rivayetine göre Hz. Peygamber (sa)’in Hudeybiye’den dönüş yolunda ona: “Tâ ki Allah senin, geçmiş ve gelecek günahım bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın…” âyet-i kerimesi nazil olunca ashab-ı kiramdan bazı kimseler: “Bu sana mübarek olsun ey Allah’ın elçisi; Allah’ın sana ne yapacağını, sana neler bahşedeceğini bildik, öğrendik. Peki bize ne yapacak, bize nasıl davranacak?” dediler de bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.

Mukâtil der ki: Abdullah ibn Übeyy bunu duyunca yanında bir grupla Hz. Peygamber (sa)’e geldi ve: “Peki Allah katında bize ne var?” dedi de “Ve Allah hakkında kötü zan besleyen münafık erkeklerle münafık kadınlara, müşrik erkeklerle müşrik kadınlara azâb etsin…” âyet-i kerimesi nazil oldu.

Bu hususta Vâhıdî’nin kendi senediyle Enes’den rivayetle verdiği bir hadis daha detaylıdır. Bunda Enes şöyle anlatıyor: “Hiç kuşkusuz Biz Azîmüşşan sana apaçık bir fetih bahşeyledik.” âyet-i kerimesi Hz. Peygamber (sa)’e Hudeybiye’den dönüşü sırasında nazil oldu. Ashabı üzüntülüydü. Umreye gitmeleri engellenmiş, kurbanlarını Hudeybiye’de kesmişler, dönüyorlardı. Bu âyet-i kerime nazil olunca ashabına: “Bana, dünyadan ve dünyadakilerin hepsinden daha hayırlı bir âyet indi.” buyurup bu âyet-i kerimeyi okuyunca ashabından birisi: “Ey Allah’ın elçisi, bu sana mübarek olsun. Allah, sana ne yapacağını beyan buyurdu. Peki bize neler yapacak?” diye sordu da Allah Tealâ: “Tâ ki mü’min erkeklerle mü’min kadınları altlarından ırmaklar akan ve içinde ebediyyen kalacakları cennetlere koysun…” âyet-i kerimesini indirdi.

Bu hadis-i şerif  Tirmizî tarafından kendi senediyle Enes ibn Mâlik’ten rivayetle tahric olunmuş olup bunda Enes şöyle anlatıyor: “Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın diye…” âyet-i kerimesi Hz. Peygamber (sa)’e Hudeybiye dönüşünde nazil, (Hudeybiye’den dönerken) nazil oldu. Bu âyet-i kerimenin nazil olması üzerine Hz. Peygamber (sa): “Bana, dünyadaki herşeyden daha sevimli bir âyet nazil oldu.” buyurup ashabına bu âyet-i kerimeyi okudu. Ashab: “Bu âyet sana mübarek olsun ey Allah’ın elçisi, Allah, sana ne yapılacağını haber verdi. Peki bize ne yapılacak, bize ne ile muamele edilecek?” dediler de O’na: “Tâ ki mü’min erkeklerle mü’min kadınları altlarından ırmaklar akan ve içinde ebediyyen kalacakları cennetlere koysun…” âyet-i kerimesi nazil oldu

Advertisements