234

    RevelationCuzPageSurah
    87 237 Bagarah(2)

٢٣٤

وَالَّذينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فيمَا فَعَلْنَ فى اَنْفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبيرٌ

(234) vellezine yüteveffevne minküm ve yezerune ezvacey yeterabbasne bi enfüsihinne erbeate eşhüriv ve aşra fe iza belağne ecelehünne fe la cünaha aleyküm fima fealne fi enfüsihinne bil ma’ruf vallahü bi ma ta’melune habir

sizden vefat edenlerin geride bıraktığı zevceler bizzat kendileri beklerler dört ay on gün (iddet süresini) müddetleri dolduğu zaman o şeyde size bir günah yoktur kendi haklarına yaptıkları şeylerden meşru surette Allah sizin yaptıklarınızdan haberdardır

(234) If any of you die and leave widows behind, they shall wait concerning themselves four months and ten days: when they have fulfilled their terms, there is no blame on you if they dispose of themselves in a just and reasonable manner. And Allah is well acquainted with what ye do.

1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. yuteveffevne : vefat ettirilirler, ölürler
3. min-kum : sizden
4. ve yezerûne : ve geriye bırakırlar
5. ezvâcen : eşler
6. yeterabbasne : dururlar, beklerler
7. bi enfusi-hinne : kendi kendileri ile, kendi kendilerine
8. erbeate : dört
9. eşhurin : aylar
10. ve aşran : ve on (gün)
11. fe : böylece, artık
12. izâ belagne : eriştiği zaman, tamamladığı zaman
13. ecele-hunne : onların eceli, bekleme süresi
14. fe : o zaman, böylece, artık
15. lâ cunâhe : günah yoktur
16. aleykum : sizin üzerinize, size
17. fî mâ : şey(ler)de
18. fealne : yaptılar
19. fî enfusi-hinne : onların kendileri hakkında
20. bi el ma’rûfi : marufla, örf ve adete uygun olarak
21. ve allâhu : ve Allah
22. bi mâ : şeyleri
23. ta’melûne : yapıyorsunuz
24. habîrun : (çok iyi) haberdar olan

وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَölenlerinمِنْكُمْiçinizdenوَيَذَرُونَbıraktığıأَزْوَاجًاhanımlarيَتَرَبَّصْنَbekletirlerبِأَنفُسِهِنَّkendileriniأَرْبَعَةَdörtأَشْهُرٍayوَعَشْرًاon (gün)فَإِذَا بَلَغْنَsonuna ulaştıklarında أَجَلَهُنَّiddetlerininفَلَاyokturجُنَاحَhiçbir günahعَلَيْكُمْsizeفِيمَا فَعَلْنَyaptıkları hususunda فِي أَنفُسِهِنَّkendileri hakkında بِالْمَعْرُوفِörfe uygun şekilde وَاللَّهُşüphesiz Allahبِمَا تَعْمَلُونَyaptıklarınızdanخَبِيرٌhakkıyla haberdardır


AÇIKLAMA

Yüce Allah bu ayet-i kerimede kocalar için yas tutmanın (hidâd) ve kadınlar hakkında iddetin vücubunu, talâk, ric’at, süt emzirme, babanın çocuğuna ve hanımına karşı görevlerini söz konusu etmenin akabinde zikretmektedir. Vefat dolayısıyla beklenen iddetin beyanının sebebi, onun da boşama iddetine benzediği zannedilmesin diyedir.

İddet; kadının yeni bir evlilik yapmadan ve şer’î bir özür dışında evden çıkmadan evinde hamile olmadığının anlaşılması veya kocanın vefatı dolayısıy­la yas tutması için beklediği süredir. Boşanan kadının iddeti üç kur’dur. Kocası vefat etmiş olan ve hamile olmayan kadının iddeti ise 4 ay 10 gündür. Hamile olan kadının iddeti ise doğum yapıncaya kadardır, isterse vefattan kısa bir süre sonra olsun. Koca dışında kardeş, baba veya bir yakının ölümü dolayısıyla üç günden fazla yas tutmak yoktur.

Kocanın vefat etmesi halinde hanımının yaşı ve kendisi ile zifafa girilmiş ya da girilmemiş olması arasında fark yoktur. Çünkü iddet aslında yas tutmak, buna bağlı olarak da rahmin temizliğinin anlaşılması içindir.

Kocaları vefat eden zevcelerin iddeti 4 ay 10 gündür. Bu iddet süresi içeri­sinde kadına evlilik teklifi yapılması, evlenmesi, -şer’î bir mazeret için olması hali dışında- evinden çıkması helâl değildir. Bu hüküm hamile olmayan kadınlar için geçerlidir. Kocası vefat etmiş hamile kadının iddeti ise, ölümden kısa bir süre sonra dahi olsa, doğum yapmak ile sona erer. Bu ise az önce değindiğimiz Talâk süresindeki ayetin hükmü gereğidir. Ayrıca Ebu Davud da Eslemli Sübey’a ile ilgili rivayet ettiği hadisinde Peygamber (s.a.)’in ona doğum yaptığı vakit; iddetinin de sona erdiğine dair fetva verdiğini nakleder. Kendisi kocasının vefatından onbeş gün sonra doğum yapmıştı.

İddet Bekleyen Kadının Uyması Gereken Yasaklar:

İlim adamları bu süre zarfında kadının sakınması gereken hususların ne­ler olduğunda farklı görüşlere sahiptirler. Bir kısım alime göre: Kadınlar nikâhlanmaktan, koku sürünmekten, evli iken yaşadıkları meskenden başkasına taşınmaktan uzak durarak, iddetlerini beklerler. Onların buna dair sahih sünnetten delilleri pek çoktur. Bunlardan birisi Buharî ile Müslim tarafından Ümmü Seleme’nin kızı Zeyneb’in (r.anhuma) şu rivayetidir: Zeyneb dedi ki: Babası Ebu Süfyan vefat ettiğinde Ümmü Habibe (r.anha)’nin yanına girdi. Kendisine koku getirilmesini istedi. O kokudan bir cariyeye sürdü, sonra kendisi de o ko­kudan alıp yanaklarına değdirdi, sonra da dedi ki: Allah’a yemin ederim koku sürünmeye ihtiyacım yoktur. Şu kadar var ki ben Resulullah (s.a.)’ı minber üzerinde şöyle buyururken dinledim: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının ölmüş bir yakını için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. Bun­dan tek istisna kocasıdır. (Onun için) dört ay on gün (iddet bekler).”

Zeyneb dedi ki: Annem Ümmü Seleme (r.anha)’yi şöyle derken dinledim: Bir kadın Resulullah (s.a.)’ın yanına gelerek dedi ki: Ey Allah’ın rasulü, kızı­mın kocası vefat etti. Gözlerinden rahatsızlığı var, ona sürme çekelim mi? Resulullah (s.a.): “Hayır” dedi ve bunu iki ya da üç defa tekrarladı, her seferin­de de: “Hayır” dedikten sonra: “Bunun (iddetin) hepsi topu topu dört ay on gün­dür” diye buyurdu.

Resulullah (s.a.)’ın yasakladığı sürme, süslenmek kasdıyla çekilen sürme olup tedavi maksadı ile çekilen sürme değildir. Buna delil ise Muvatta’da yer alan ve Ümmü Seleme’den gelen Resulullah (s.a.)’m: “O sürmeyi geceleyin koy, gündüzün sil” şeklindeki hadis-i şerifdir.

Bazıları da kocası vefat etmiş olan kadının iddeti evlenmekten uzak dura­rak beklemesidir, demişlerdir. Koku sürünmek, süslenmek, kocasıyla beraber yaşadığı evden taşınmak ise ona yasaklanmış değildir. Bunun delili Ümeys kı­zı Esma’dan gelen şu rivayettir: Dedi ki: Ca’fer şehid olunca Resulullah (s.a.) bana: “Üç gün yas elbisesi giyin, sonra da istediğini yap!” dedi.

Ancak bu görüşün sahiplerine şöyle cevap verilir: Hz. Peygamber ona üç gün yas elbisesi giyinmesini emretmiş sonra da iddet bekleyen kadın için süs ve zinet sayılmayan ve giyilmesi caiz olan elbiselerden dilediğini giyinmesine müsaade etmiştir. Çünkü bir takım elbise çeşitleri vardır ki, ne süs elbisesi ne de yas elbisesi olup gündelik elbiselerdir.

İddet süresinin dört ay on gün ile tespit edilmesi taabbüdî bir emirdir. Bu­nun hikmeti araştırılmaz. Bu tıpkı namazın rekatlarının sayıları ile zekât mik­tarları gibidir.

Bununla birlikte böyle bir iddetin hikmetlerinden biri kocası vefat etmiş bir kadının rahminde kocasının suyunun bulunup bulunmadığının anlaşılmasıdır. Kadın hamile olup olmadığının anlaşılacağı bir süre geçinceye kadar vefattan dolayı iddet bekleyen kadının başkasıyla evlenmesine engel olunur. Şayet (iddetten sonra) evlenir ve çocuğu olursa, çocuk ikinci kocaya nispet edilir. Koku sürünmesinin, süslenmesinin yasaklanış sebebi ise, bunların evlilik arzusunu çağrıştırmasındandır. Kaldığı evden çıkmasının yasaklanması ise kocası vefat etmiş bir kadının korunmaya ve kendisini sakınmaya olan ihtiyacındandır. İddet süresi içerisinde onunla evlilik akdi, açıkça evlenme teklifinin yapılma yasağı ise bunun da evliliğe götüren bir yol oluşundan dolayıdır. Bununla birlikte iddet bekleyen kadına üstü kapalı evlenme teklifi yapmaya da ruhsat var­dır.

Cahiliye döneminde ise kadın ölen kocası için tam bir sene yas tutar ve bu müddet boyunca koku sürünmez, süslenmez, toplantı yerlerinde insanlar arası­na çıkmazdı.

Daha sonra Yüce Allah, iddetin sona ermesinden sonra kadın için nelerin mubah olduğunu da: “İddetlerini bitirdikleri zaman artık onların kendileri hakkında maruf ile yaptıklarından dolayı size bir günah yoktur” diye açıklamaktadır. Yüce Allah burada: “İddetlerini tamamladıkları takdirde” buyruğu ile velilere hitab etmektedir. Ey veliler ve ey bütün insanlar! Bundan önce kendileri için yasak olan evlilik hatta süslenmek, talihlilere görünmek, müstakbel eşlerini seçmek, Şer’an ve örfen bilinen şekliyle evden çıkmak gibi kendileri hakkında yaptıkları işler ve Allah’ın onlara bu hususta izin vermiş olduğu diğer hususlar dolayısıyla, sizler için bir günah yoktur. Allah yaptıklarınızdan haberdardı. Amellerinizden hiç bir şey O’na gizli kalmaz. Kadınların ev­lenmesine kimlerin engel olduğunu bilir ve onu cezalandırır. Şeriatın sınırlarına bağlı kalma doğrultusunda kadınları yönlendirerek güzel hareket eden veya Allah’ın hukuku konusunda işi önemsemeyenleri de kusurlu davrananları da bilir. Eğer sizler kadınlarınızın şeriatın yolu üzre yürümelerini sağlarsanız, mutlu olursunuz. Şayet Allah’ın sınırlarından sapar ve kusurlu hareket ederseniz bedbahtlığa ve azaba düşersiniz.

Advertisements