88

٨٨

قَالَ الْمَلَاُ الَّذينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه لَنُخْرِجَنَّكَ يَا شُعَيْبُ وَالَّذينَ امَنُوا مَعَكَ مِنْ قَرْيَتِنَا اَوْ لَتَعُودُنَّ فى مِلَّتِنَا قَالَ اَوَلَوْ كُنَّا كَارِهينَ

(88) kalel meleüllezinestekberu min kavmihi le nuhricenneke ya şüaybü vellezine amenu meake min karyetina ev leteudünne fi milletina kale e ve lev künna karihin
onun kavminden büyüklük taslayanlar dedi ya şuayb! seni ve seninle beraber iman edenleri çıkaracağız memleketimizden yahut siz, kesinlikle bizim milletimize döneceksiniz dedi velev hoşlanmayanlar olsak da mı?

(88) The leaders, the arrogant party among his people, said: O Shu’aib we shall certainly drive thee out of our city (thee) and those who believe with thee or else ye (thou and they) shall have to return to our ways and religion. He said: what even though we do detest (them)?

1. kâle : dedi (dediler)
2. el meleu : ileri gelenler
3. ellezîne estekberû : kibirlenen kimseler
4. min kavmi-hî : onun kavminden
5. le nuhrice-enne-ke : seni mutlaka çıkaracağız
6. yâ şuaybu : ey Şuayb
7. ve ellezîne : ve o kimseleri
8. âmenû : âmenû oldular
9. mea-ke : seninle beraber
10. min karyeti-nâ : şehrimizden
11. ev : veya, yahut
12. le te’ûdu-enne : mutlaka dönersiniz
13. fî milleti-nâ : bizim milletimize
14. kâle : dedi
15. e ve lev : ve ise de mi
16. kun-nâ : biz olduk
17. kârihîne : hoşlanmayanlar, kerih görenler

قَالَ dedilerالْمَلَأُ ileri gelenlerindenالَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا büyüklenenlerمِنْ قَوْمِهِ kavmininلَنُخْرِجَنَّكَ seni çıkaracağızيَاشُعَيْبُ ey Şuaybوَالَّذِينَ آمَنُوا ve iman edenleriمَعَكَ seninle birlikteمِنْ قَرْيَتِنَا ya ülkemizdenأَوْ ya daلَتَعُودُنَّ mutlaka döneceksinizفِي مِلَّتِنَا bizim dinimizeقَالَ dedi kiأَوَلَوْ كُنَّا كَارِهِينَ biz istemesek de mi

Advertisements