262

    RevelationCuzPageSurah
    87 343 Bagarah(2)

٢٦٢

اَلَّذينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ فى سَبيلِ اللّهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَا اَنْفَقُو مَنًّا وَلَا اَذًى لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

(262) ellezine yünfikune emvalehüm fi sebilillahi sümme la yütbiune ma enfeku mennev ve la ezel lehüm ecruhüm inde rabbihim ve la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun

o kimseler ki mallarını sarf edip Allah yolundan sonra verdikleri infakın arkasından başa kalkmayanlar ve eza yapmayanlar onların ecirleri (vardır) Rableri katında onlara korku yoktur onlar mahzunda olmayacaklardır

(262) Those who spend their substance in the cause of Allah, and follow not up their gifts with reminders of their generosity or with injury, for them their reward is with their Lord: on them shall be no fear, nor shall they grieve.

1. ellezîne : onlar
2. yunfikûne : infâk ederler, verirler
3. emvâle-hum : kendi mallarını
4. fî sebîlillâhi (sebîli allâhi) : Allah’ın yolunda
5. summe : sonra
6. lâ yutbiûne : tâbî kılmazlar, arkasından (minnet, başa
7. mâ enfekû : infâk ettikleri şey, verdikleri şey
8. mennen : minnet etirerek
9. ve lâ ezen : ve eza etmeyerek
10. lehum : onlara
11. ecru-hum : onların mükâfatları
12. inde : yanında, katında
13. rabbi-him : onların Rab’leri
14. ve lâ havfun : ve korku yoktur
15. aleyhim : onlara
16. ve lâ hum yahzenûne : ve onlar mahzun olmazlar


SEBEB-İ NÜZUL

İbnu’s-Sâib ve Mukâtil’den: Medine-i Münevvere’deki en kıymetli sulardan birisi olan Rûme kuyusunu satın alarak umumun istifadesine arzedilmek üzere vakfetmesi ve Tebuk gazilerini teçhiz etmesi üzerine Hz. Osman ve malının yarısı olan dört bin dirhemi yine aynı gazveye hazırlık sırasında infak eden Abdurrahman ibn Avf hakkında nazil olmuştur.

Hz. Osman’ın Tebuk gazvesi ile ilgili ve bu âyetin nüzulüne sebep olan infakı hakkındaki rivayetler Tirmizî tarafından tahric olunmuştur. Şöyle kî: Muhammed ibn Beşşâr kanalıyla Abdurrahman ibn Hbâb’dan rivayette o şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber (sa) Tebuk seferine çıkacak orduya yardım için ashabını teşvik ederken oradaydım. Osman ibn Affân kalktı ve: “Ey Allah’ın elçisi, Allah yolunda koşumlarıyla, Örtüleriyle yüz deve benim üzerimedir.” dedi. Hz. Peygamber orduya yardıma teşvik etmeye devam etti de yine Osman ibn Affân kalktı ve: “Ey Allah’ın Rasûlü, Allah yolunda koşumlarıyla, örtüleriyle iki yüz deve benim üzerimedir.” dedi. Sonra Hz. Peygamber (sa) orduya yardıma yine teşvikte bulundu ve yine Osman İbn Affân kalktı ve: “Ey Allah’ın Rasûlü, Allah yolunda koşumları ve örtüleriyle beraber üç yüz deve benim üzerimedir.” dedi. Allah’ın Rasûlü (sa)’ne bakıyordum; minberden indi, inerken de şöyle diyordu: “Bundan sonra Osman hiçbir amel işlemese de ona bir zararı yoktur, bundan sonra Osman hiçbir amel işlemese de Osman’a bir zararı yoktur.”

Muhammed ibn İsmail kanalıyla Abdurrahman ibn Semüre’nin kölesi Kuseyyir’den rivayet ediliyor ki o şöyle anlatmıştır: Hz. Peygamber Tebuk’e gidecek orduyu hazırlarken Osman ibn Aftan eteğinde O’na bin dinar getirdi ve Efendimiz (sa)’in kucağına bıraktı. Abdurrahman der ki: Allah’ın Rasûlü (sa)’nü gördüm; altınları elinde evirip çeviriyor ve iki kere: “Osman bundan sonra bir amel işlemese de bu ona zarar vermez.” duyuruyordu.

Advertisements