152

    RevelationCuzPageSurah
    92 6101Nisa(4)

١٥٢

وَالَّذينَ امَنُوا بِاللّهِ وَرُسُلِه وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْ اُولءِكَ سَوْفَ يُؤْتيهِمْ اُجُورَهُمْ وَكَانَ اللّهُ غَفُورًا رَحيمًا

(152) vellezine amenu billahi ve rusülihi ve lem yüferriku beyne ehadim minhüm ülaike sevfe yü’tihim ücurahüm ve kanellahü ğafurar rahiyman

o kimseler ki iman edenler Allah’a ve resullerine ayırmazlar onlardan hiçbirinin arasını işte (Allah) ilerde onlara ecirlerini verecektir Allah bağışlayan, merhamet sahibidir

(152) To those who believe in Allah and His Messengers and make no distinction between any of the Messengers, we shall soon give their (due) rewards: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

1. ve ellezîne : ve onlar
2. âmenû : îmân ettiler
3. bi allâhi : Allah’a
4. ve rusuli-hî : ve onun resûlleri
5. ve : ve
6. lem yuferrikû : ayırmazlar, ayırım yapmazlar
7. beyne : arası
8. ehadin : biri, birini
9. min-hum : onlardan
10. ulâike : işte onlar
11. sevfe : ileride, yakında … olacak
12. yu’tî-him : onlara verilecek
13. ucûra-hum : onların ecirleri, mükâfatlari
14. ve kâne : ve oldu, idi, …dır
15. allâhu : Allah
16. gafûran : gafur olan, mağfiret eden
17. rahîmen : rahim olan, merhamet eden,

وَالَّذِينَ آمَنُوا iman edenlerبِاللَّهِ Allah’aوَرُسُلِهِ ve rasullerineوَلَمْ يُفَرِّقُوا ayırmazlarبَيْنَ arasınıأَحَدٍ hiç birisininمِنْهُمْ onlardanأُوْلَئِكَ işte onlar kiسَوْفَ يُؤْتِيهِمْ kendilerine verecektirأُجُورَهُمْecirleriniوَكَانَ şüphesiz olandırاللَّهُ Allahغَفُورًا Ğafurرَحِيمًا ve Rahim


AÇIKLAMA

Yüce Allah bu ayet-i kerimelerde kendisini ve peygamberlerini inkâr eden Yahudi ve Hristiyan kâfirleri tehdit etmektedir. Çünkü Yahudi ve Hristiyanlar iman hususunda Allah ile peygamberleri arasında fark gözetmişler, ayırıma gitmişler, bazı peygamberlere iman ederken bazı peygamberleri inkâr etmiş­lerdir. Bunu da taassupları, miras aldıkları geleneklere körü körüne bağlılıkla­rı, heva ve heveslerinin arkasından gitmeleri dolayısıyla yapmışlardır. Yahudi­ler Hz. İsa ile Hz. Muhammed dışında diğer peygamberlere iman ederken, Hristiyanlar da bütün peygamberlere iman ettikleri halde, peygamberlerin so­nuncusu ve en şereflisi olan Hz. Muhammed (s.a.)’i inkâr etmişlerdir.

Peygamberlerden herhangi birisini inkâr eden kimse, diğer peygamberleri de inkâr etmiş demektir. Çünkü bütün peygamberlere iman etmek farzdır. Kıskançlık, taassup veya başka sebeplerle herhangi bir peygamberin peygam­berliğini reddeden kimse, böylece iman ettiği peygamberlere olan imanın şer”î bir iman olmadığını açıkça ortaya koymuş olur.

Bundan dolayı Yüce Allah; “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler” buy­ruğuyla onları Allah’ı ve peygamberlerini inkâr eden kâfirler olmakla damgala-mıştır. “Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler”, iman hususun­da onlar arasında ayırım gözetmek isteyenler, “bir kısmına inanır bir kısmını da inkâr ederiz, diyerek bu ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler var ya” İman ile küfür arasında bir yol tutturmak, İslâm ile Yahudilik arasında uydur­ma bir din icat etmek isteyenler. Bunlar hakkında Yüce Allah bizlere şu habe­ri vermektedir: “İşte onlar gerçekten kâfir olanlardır.” Onlar iman ettiklerini iddia ettikleri kimselere kesin ve tartışılmaz bir şekilde kâfir olmuşlardır. Çün­kü onların imanları şer”! bir iman değildir. Zira bir peygambere Allah’ın pey­gamberidir, diye iman eden kimselerden olsalardı, delil ve belge itibariyle daha açık bir şekilde peygamberliği ortada olana da iman etmeleri gerekirdi. Yüce Allah kayıtsız ve şartsız olarak dini inkâr eden her bir kâfire veya bir takım peygamberlere iman edip diğerlerine iman etmediği için kâfir olan başka din mensuplarına kısacası bütün kâfirlere zelil kılıcı, küçük ve hakir düşürücü bir azabı, küfürlerinin bir cezası olmak üzere hazırlamıştır.

Böylelikle peygamberleri inkârın iki türlü olduğu açıkça ortaya çıkmakta­dır: Birisi bütün peygamberleri inkâr, diğeri ise onların bir kısmını inkâr. Bi­rinci tür inkarcı kâfirler hiç bir peygambere iman etmezler. Çünkü bunlar pey­gamberliği ve peygamberleri inkâr ederler. İkinci tür kâfirler ise bir takım pey­gamberlere iman etmekle birlikte, bir kısmına iman etmezler. Hz. Musa’ya iman edip Hz. İsâ ile Hz. Muhammed’in peygamberliğini inkâr eden Yahudiler ile Hz. Mûsâ ve Hz. İsa’ya iman ettikleri halde Muhammed (s.a.)’i inkâr eden Hristiyanlar gibi.

Allah’ın azabını hak etmek bakımından bu iki kesim arasında bir fark yoktur. Çünkü Allah’a ve peygamberlerine iman parçalanma kabul etmez. Ger­çekten Allah’a iman eden bir kimse insanları doğru yola çağırmak üzere Allah’ın göndermiş olduğu peygamberlerinin tümüne iman eder. Çünkü peygam­berleri gönderen O’dur. Peygamberler Allah ile yarattıkları arasında elçidir. Allah’a iman ile birlikte onun bir takım peygamberlerinin inkârı düşünülemez. Böyle bir durumda ise Hz. Musa’ya iman ederken, Hz. İsa’nın inkâr edilmesi makbul değildir. Bütün peygamberlere iman ile birlikte Muhammed (s.a.)’in in­kâr edilmesi kabul olunamaz. Çünkü Hz. Peygamber onların kitaplarında anıl­mış, ellerindeki kitaplarda geleceği müjdesi verilmiş, o da beraberlerinde bulu­nan kitapları tasdik etmiştir. Kur’an-ı Kerim kendisinden önceki semavî kitap­lar üzerinde bir hakim (müheymin)dir ve Allah kime peygamberliği vereceğini en iyi bilendir. Yüce Allah: “Biz sizden her birinize bir şeriat ve bir yol tayin et­tik” (Mâide, 5/48) buyurmuştur.

Daha sonra Yüce Allah bundan önceki iki kesim ile birlikte üçüncü bir ke­simden daha söz etmektedir ki, bunlar Müslümanlardır. Bunlardan hep birlik­te söz etmesinin sebebi ise aralarında karşılaştırma yapmak, öğüt ve ibret al­maktır. İşte bu Müslümanlar Allah’a ve bütün peygamberlerine iman edenler­dir. Bunlar Allah tarafından indirilen bütün kitaplara, Allah’ın gönderdiği bü­tün peygamberlere iman ederler. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle bu­yurmaktadır: “Peygamber Rabbinden kendisine indirilenlere iman etti. Mümin­ler de. Onların her birisi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Biz onun peygamberlerinden hiç bir kimse arasında fark gözetme­yiz (derler).” (Bakara, 2/285)

İşte bunlar için Yüce Allah çok büyük bir mükâfat ve oldukça şerefli bir sevap ve ecir hazırlamıştır: “İşte onlara Allah” Allah’a ve peygamberlerine iman ettikleri için “mükâfatlarını verecektir. Allah Gafûr’dir, Rahîm’dir.” Eğer onların bazılarının günahları varsa onların günahlarını bağışlayacaktır. Onla­ra iyilikle muamele edecek ve iyiliklerini kat kat artıracak şekilde onlara mer­hamet edecektir. Nitekim Yüce Allah kendilerini hidayete iletmek, en sağlıklı ve doğru yolu açıklamak, en üstün ve dosdoğru yolu bildirmek üzere peygam­berler göndermek suretiyle de bütün kullarına gerçekten Rahîm sıfatıyla mer­hamet etmiştir

Advertisements