51

٥١

وَاَنْذِرْ بِهِ الَّذينَ يَخَافُونَ اَنْ يُحْشَرُوا اِلى رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِه وَلِىٌّ وَلَا شَفيعٌ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

(51) ve enzir bihillezine yehafune ey yuhşeru ila rabbihim leyse lehüm min dunihi veliyyüv ve la şefiul leallehüm yettekun

korkanları bununla uyar Rablerinin huzurunda haşır olacaklarından ondan başka onlara yoktu ne bir dost ne bir şefaatçi olur ki sakınırlar

(51) Give this warning to those in whose (hearts) is the fear that they will be brought (to judgment) before their Lord: except for him they will have no protector nor intercessor: that they may guard (against evil).

1. ve enzir : ve uyar, ikaz et
2. bi-hi : onunla
3. ellezîne yehâfûne : korkan kimseler
4. en yuhşerû : haşrolmak
5. ilâ rabbi-him : Rab’lerine
6. leyse lehum : onların yoktur
7. min dûni-hî : O’ndan başka
8. veliyyun : bir dost
9. ve lâ şefîun : ve şefaat eden yoktur
10. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
11. yettekûne : takva sahibi olurlar

وَأَنذِرْ uyar kiبِهِ onunlaالَّذِينَ يَخَافُونَ korkanlarıأَنْ يُحْشَرُوا huzuruna toplanacaklarındanإِلَى رَبِّهِمْ Rablerininلَيْسَ ne vardırلَهُمْ onlarınمِنْ دُونِهِ O’ndan başkaوَلِيٌّ bir velileriوَلَا شَفِيعٌ ne de şefaatçileriلَعَلَّهُمْ umulur kiيَتَّقُونَ sakınırlar


SEBEB-İ NÜZUL

İkrime’den rivayet ediliyor: Utbe ibn Rabîa, Şeybe ibn Rabîa, Mut’im ibn Adiyy, el-Hâris ibn Nevfel, Karaza ibn Abdiamr ibn Nevfel, Abdimenâf ‘ın kâ­firlerinin ileri gelenlerinden bir grup içinde Ebu Talib’e geldiler, ve: “Ey Ebu Talib, kardeşinin oğlu, kölelerimizi ve bizim korumamız altında olan o yabancı­ları yanından kovsa. Onlar bizim kölelerimiz ve işçilerimiz. Kardeşin oğlu onla­rı yanından kovarsa gönüllerimizde yücelir, kendisine daha çok itaat edilir ve bizim ona tabi olmamıza ve onu tasdik etmemize daha yakın olur.” dediler. Ebu Talib, Hz. Peygamber (sa)’e geldi ve müşriklerin kendisine söylediklerini ona nakletti. Ömer ibnu’l-Hattâb: “Bunu yapsan da bir baksan ne istiyorlar ve sözle­rinin sonunda nereye varacaklar, söylediklerini ne derece gerçekleştirecekler?” dedi de Allah Tealâ “Allah şükredenleri en iyi bilen değil mi?”ye kadar olmak üzere bu âyet-i kerimeyi ve devamındaki âyetleri indirdi. Râvi der ki: Müşriklerin, Hz. Peygamber (sa)’den, yanından kovmasını istedikleri Bilâl, Ammâr ibn Yâsir, Ebu Huzeyfe’nin kölesi Salim, Useyd’in kölesi Sabîh, hulefâ’dan (Kureyş’le anlaşmalı olarak onların emanına girenlerden) İbn Mes’ûd, el-Mikdâd ibn Amr, Mes’ûd ibnu’l-Kârî, Vâkıd ibn Abdullah el-Hanzalî, Zu’ş-Şimâleyn Amr ibn Abdiamr, Mersed ibn Ebî Mersed, Hamza ibn Abdülmuttalib’in antlaşmalısı Ebu Mersed ve bunların durumundaki diğer zayıf müslümanlardı. Bu âyet-i kerimelerince Hz. Ömer geldi ve daha önce söyle­miş olduğu sözlerden dolayı özür diledi ve akabinde de Allah Tealâ “Ayetleri­mize iman edenler sana geldiklerinde de ki: “Selâm sizlere, Rabbiniz kendine rahmeti yazdı. İçinizden her kim bilmeyerek bir kötülük yapıp da sonra arkasın­dan tevbe etmiş ve düzeltmiş ise şüphesiz ki O Gafûr’dur, Rahim’dir.” âyet-i kerimesini indirdi.

Advertisements