70

٧٠

وَاَرَادُوا بِه كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَخْسَرينَ

(70) ve eradu bihi keyden fe cealnahümül ahserin
istediler (ibrahim’e) o’na tuzak kurmak fakat biz onları hüsrana düşenlerden yaptık

(70) Then they sought a stratagem against him: but we made them the ones that lost most!

1. ve erâdû : ve istediler
2. bi-hi : ona
3. keyden : tuzak, hile
4. fe ceal-nâ : böylece yaptık, fakat kıldık
5. hum : onlar
6. el ahserîne : daha çok hüsranda olanlar


AÇIKLAMA
Bu bölüm Hz. İbrahim (a.s.) ile putperest kavmi kıssasının en dehşetli kıs­mı olan üçüncü ve sonuncu bölümüdür.

Hz. İbrahim (a.s.) kavmi putlara tapınmanın hiçbir yararı olmadığını ken­di kendilerine ikrar edip de Hz. İbrahim (a.s.) de hüccetle onları ilzam edince vesvese ve evham üzerine kurulu olan, akıl sahiplerinin asla kabul edemeyece­ği bu asılsız hurafe dolu tapınmaya artık son verme gereğini bir şelâle gibi sü­ratle ilân etmeye yöneldi. Hz. İbrahim (a.s.) şöyle diyordu:

“Öyleyse siz Allah’ı bırakıp da hiçbir şekilde size fayda veremeyen ve zararı dokunmayan putlara hâlâ tapacak mısınız?” Yani Hz. İbrahim (a.s.) kavmi bu tanrıların konuşamadıklarını itiraf ettiklerinde onlara hitaben: “Siz Allah yeri­ne kendilerine ümit bağladığınızda size hiçbir şekilde fayda vermeyen veya on­lara düşmanlık yaptığınızda yahut onlardan korktuğunuzda size hiçbir zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.

“Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yuf olsun. Size de ilâhlarınıza da yazıklar olsun”. Bu yuhlama ve tahkir Allah Tealâ’yı bırakıp onlara taptığı­nız için size ve putlarınızadır.

“Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?” Siz içinde bulunduğunuz dalâleti ve ancak cahil, zalim ve facirlerin bağlı olacağı inkarcılığı hiç düşünmez misiniz?

Hz. İbrahim (a.s.) beyan ettiği hüccetiyle onlar üstün gelince, hak ortaya çıkıp batıl ezilince ona eza ve cefa etmeye koyulmaktan başka çare bulamadı­lar.

Bazıları: “Eğer bir şey yapacaksanız onu yakın” dediler. Yani biribirlerine: “İbrahim’i ateşte yakın. Eğer tanrılarınıza gayet kuvvetli bir şekilde destek vermek istiyorsanız bu şekilde destek verebilirsiniz.” dediler.

Meşhur olan rivayete göre bunu diyen Nemrud b. Ken’an b. Sincarîb b. Nemrud b. Kûy b. Hânı b. Nuh idi. Bir başka rivayete göre bu Faris bedevile­rinden veya kürtlerinden bir kişi idi.

Kavmi çok miktarda odun topladılar. Mancınık kefesiyle İbrahim’i ateşe attılar.

İşte bu anda “Biz de: Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol! dedik.” Yani peygamberini muhafaza etmeyi ve onları insanların eziyetinden korumayı tekeffül eden Allah Tealâ: “Biz de: Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol; yani zarar vermeyecek şekilde soğuk ol, diye emrettik.” Ateş de ne sıcak ne so­ğuk serin bir hale geldi.

İbni Abbas (r.a.) diyor ki: “Cenab-ı Hak esenlik içinde olmasını söylemesey­di ateş Hz. İbrahim’i (a.s.) soğukluğuyla helak ederdi.”

Ebul-Aliye diyor ki: Eğer Cenab-ı Hak “berden ve selâmen” diye buyurmasaydı, ateşin soğukluğu sıcaklığından daha şiddetli olurdu. Ateşin soğukluğu Allah’ın kendisinden hararet ve yakıcılık özelliğini çekip alması ve ışık vermesi ve hararetlilik özelliğinin aynı şekilde bırakılması ile meydana gelmiştir. Allah her şeye kadirdir.

Buharî’nin İbni Abbas’tan (r. a.) rivayetine göre Hz. İbrahim (a.s.)’i ateşe attıkları vakit o “Bana Allah yeter ve O ne güzel vekildir!” demiştir.

Peygamberimiz (s.a.) de Uhud Savaşı’nda aynı sözü söylemiştir: “Bazıları müminlere: “Düşmanlarınız size karşı ordu topladı. Onlardan korkun, dedikle­rinde bu, onların imanlarını artırmıştır ve şöyle demişlerdir: Allah bize yeter, O ne güzel vekildir?..” (Âl-i İmran, 3/173).

Hafız Ebu Ya’lâ da Ebu Hureyre’den (r.a.) Peygamberimiz’in (s.a.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atıldığı zaman Allah’ım! Sen göklerde teksin. Ben de yeryüzünde sana ibadet eden tek kulu­num, “demiştir.

Übeyy b. Ka’b (r. a.) Peygamberimizin (s.a.) şu hadisini naklediyor: “İbra­him’i bağlayıp ateşe attıklarında şöyle dua etti. Allahım. Senden başka ilâh yoktur. Ey âlemlerin Rabbi! Seni tenzih ederim. Hamd sadece sana aittir. Mülk sadece sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur. Sonra da onu geniş bir yerden mancınıkla ateşe attılar. Cebrail onu karşıladı:

– Ya İbrahim, bir ihtiyacın, arzun var mı? diye sordu. Hz. İbrahim (a.s.):

– Senden istediğim bir arzu yoktur, dedi. Cebrail:

– O halde Rabbinden iste dedi. Hz. İbrahim (a.s.):

– Onun benim halimi bilmesi benim isteğime gerek bırakmaz, dedi.

Bunun üzerine Cenab-ı Hak: “Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!” buyurdu.

“Kavmi İbrahim’e bu şekilde bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayan kimseler kıldık.” Yani Hz. İbrahim’in (a.s.) kavmi onu eziyet verip öldürmek için bir tuzak kurdular. Biz de onları mağlup ve kü­çük kimseler kıldık. Allah, Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşten kurtardı.

Advertisements