130

١٣٠

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَا تَاْكُلُوا الرِّبوا اَضْعَافًا مُضَاعَفَةً وَاتَّقُوا اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

(130) ya eyyühellezine amenu la te’külür riba ad’afem müdaafetev vettekullahe lealleküm tüflihun

ey iman edenler faiz vermeyin kat kat ederek Allah’tan sakının olur ki felaha erersiniz

(130) O ye who believe devour not usury, doubled and multiplied but fear Allah that ye may (really) prosper.

1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : îmân edenler, âmenû olanlar
3. lâ te’kulu : yemeyin
4. er ribâ : ribâ, faiz
5. ad’âfen : kat, kat
6. mudâafeten : katlanmış, katlanarak artırılmış
7. ve ittekû allâhe : ve Allah’a karşı takva sahibi olun
8. lealle-kum : umulur ki böylece siz
9. tuflihûne : felâha erersiniz

يَاأَيُّهَا eyالَّذِينَ آمَنُوا iman edenlerلَا تَأْكُلُوا yemeyinالرِّبَا ribaأَضْعَافًا مُضَاعَفَةً kat kat artırarakوَاتَّقُوا ve sakınınاللَّهَ Allah’tanلَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ umulur ki kurtuluşa erersiniz


SEBEB-İ NÜZUL

Atâ’dan rivayet ediliyor: Sakîf, câhiliye devrinde Muğîra oğullarına borç verir, borcun Ödenme zamanı gelince de eğer ödeyemiyorsanız zararı yok, isterseniz Ödeyeceğinizi artırarak gelecek sene ödeyin.” derlerdi. Bunun üzerine “Ey iman edenler, faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin. Allah’tan takva üzere olun ki felaha eresiniz.” âyet-i kerimesi nazil oldu.

Advertisements