10

١٠

وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِى الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فيهَا مَعَايِشَ قَليلًا مَا تَشْكُرُونَ

(10) ve le kad mekkenna küm fil erdi ve cealna leküm fiha meayiş kalilem ma teşkürin
gerçekten biz yerleştirdik sizi arza size hazırladık orada bir çok geçim imkanları çok az şükrediyorsunuz

(10) It is we who have placed you with authority on earth, and provided You therein with means for the fulfillment of your life: small are the thanks that ye give

1. lekad : andolsun ki
2. mekken-nâ-kum : sizi yerleştirdik
3. fî el ardı : yeryüzünde
4. ceal-nâ : kıldık
5. lekum : sizin için
6. fî hâ : onun içinde
7. maâyişe : geçim kaynakları
8. kalîlen : az
9. : ne kadar
10. teşkurûne : şükrediyorsunuz

وَلَقَدْ andolsunمَكَّنَّاكُمْ sizi yerleştirdikفِي الْأَرْضِyeryüzündeوَجَعَلْنَا ve yarattıkلَكُمْ sizeفِيهَا oradaمَعَايِشَ pek çok geçimlikقَلِيلًا مَا ne kadar da azتَشْكُرُونَ şükrediyorsunuz


AÇIKLAMA

Yani Yüce Allah, “Andolsun ki sizi yeryüzünde yerleştirip iktidar verdik” buyruğunda, yemin etmekte ve böylelikle nimetlerinin çokluğu ile kullarına olan lütfunu açığa çıkarmaktadır. Onlara yeryüzünü yerleşecekleri bir yer, bir karargâh kılmak suretiyle ve orada tasarrufta bulunma güç, iktidar ve yetkisi­ni vermek, yeryüzündeki türlü menfaatleri kendilerine mubah kılmak, onlara oradan rızıklarını çıkartabilmeleri için bulutu ve yağmuru müsahhar kılmak, orada da dağlar ve nehirler yaratmak suretiyle onlara olan pek çok nimetini, lütfunu hatırlatmaktadır.

Allah yeryüzünde insanlar için iki bakımdan geçimlikler yaratmıştır: Ya Yüce Allah’ın meyvaları ve başka mahsulleri yarattığı gibi, her şeyi bizzat ken­disi yaratmasıyla ya da yeryüzünde çalışmak, kazanmak, gerekli yollara baş vurmak veya ticaret yapmak yoluyla. Gerçekte bu ikisi de Allah’ın lütfü, O’nun güç ve imkân vermesi ile ortaya çıkabilmektedir. Nimetlerin çokluğu ise hiç şüphesiz itaati ve buyruklarına bağlı kalmayı gerektirir.

Fakat onların çoğu bununla birlikte bu nimetlere karşı pek az şükret­mektedir: “Ne de az şükrediyorsunuz!” Yani sizler benim size ihsan etmiş oldu­ğum bunca nimete karşılık çok az şükretmektesiniz. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışa­cak olursanız mümkün değil, sayamazsınız. Şüphesiz insan çok nankördür.” (İbrahim, 14/34); “Kullarım arasından çokça şükredenler pek azdır!” (Sebe, 34/13).

Nimete şükür, nimetlerin sahibi olan Allah’ı tam anlamıyla bilip tanımak­la olur. Ona lâyık olduğu şekilde hamd ve senada bulunmak, nimetlerin hakla­rını yerine getirmek ve bu nimetleri yaratılış sebeplerine uygun şekilde kullan­mak ve yönlendirmekle olur. Bunların yaratılış maksatlarına uygun olarak kullanılmaları ise Yüce Allah’ın haklarını tastamam yerine getirmek, insan azalarını hayır alanlarında Allah’ın rızası yolunda kullanmak, onları kötülük ve masiyetlerden uzak tutmakla olur. İşte bu anlamdaki bir şükür ile nimetler devamlılık arzeder ve insan mutlu olur.

Advertisements