89

٨٩

اِلَّا مَنْ اَتَى اللّهَ بِقَلْبٍ سَليمٍ

(89) illa men etellahe bi kalbin selim
Ancak o gün Allah’a gelen başka kalbi selim ile

(88) The Day whereon neither wealth nor sons will avail,

1. illâ : hariç
2. men : kim, kimse, kişi
3. etâllâhe (etâ allâhe) : Allah’a geldiler
4. bi : ile
5. kalbin : kalp
6. selîmin : selîm, selâmete ermiş


AÇIKLAMA
Hz. İbrahim (a.s.) bu dualar içinde kendini seçilmiş hayırlı kullardan kıla­cak hususları hem gelecek nesillere öğretmekte hem de bunlara uyulması için Rabbinden niyaz etmektedir. Bu hususlar şunlardır:

1- “Ey Rabbim! Bana hikmet bahşet.” Yani, ya Rabbi bana sıfatlarını tanı­mak için kendisiyle kalbimi nurlandıracağın bilgi, anlayış ve ilmi, kendisiyle amel etmem için hakkı ve doğruyu idrak etmeyi nasip eyle.

2- “Beni salihlere kat.” Yani salâh hususunda kâmil olanlar, günahların küçüğü ve büyüğünden sakınan kimseler zümresine girmem için beni taatine muvaffak kıl.

Nitekim Peygamberimiz (s.a.) vefatı anında üç defa “Allah’ım! Yüce dos­tum .” demiştir. Yine Peygamberimiz (s.a.) duasında “Allah’ım bizi müslüman olarak yaşat. Müslüman olarak öldür ve bizi rezil olmaksızın, değişmeksizin salihler arasına kat.” diye niyazda bulunmuştur.

Allah Hz. İbrahim’in (s.a.) duasını kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki O salihlerdendir.” (Ankebut, 29/27).

3- “Bana benden sonrakilere de sadık lisan nasip eyle.” Yani, bana benden sonra güzel bir anma nasip eyle. Salih amele muvaffak kılınmam sebebiyle dünyada bu güzel övgü ile anılayım, hayırda bana uyulsun, diye niyaz etti.

Allah da O’nun duasını kabul etti. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmak­tadır: “Sonra gelenler arasında ona iyi bir nam bıraktık. İbrahim’e selâm olsun. Biz iyi hareket edeni işte böyle mükâfatlandırırız.” (Saffat, 37/108-110).

Mücahid ve Katade diyor ki: Sadık lisan güzel övgü demektir.

Bütün ümmetler Hz. İbrahim’in (a.s.) sevgisi ve O’nun dindeki önderliği hususunda ittifak etmişlerdir.

Hz. İbrahim (a.s.) dünya saadetini talep ettikten sonra ahiret sevabını ta­lep ederek şöyle dua etti:

4- “Beni “Naîm” cennetinin varislerinden eyle.” Yani, varisin dünyada baş­kasının mirasından yararlandığı gibi beni de cennetin hayırlarından ve nimet­lerinden istifade eden cennet ehlinden kıl.

Hz. İbrahim (a.s.) kendisi için dünyevî ve uhrevî saadeti talep ettikten sonra velinimeti ve varlığının sebebi olan babası için de bunları talep etmiş ve şöyle dua etmiştir.

5- “Babamı da bağışla. Çünkü o sapıklardandır.” Yine O: “Ey Rabbimiz! Beni ve anne-babamı bağışla.” (İbrahim, 14/41) diye dua etti. O’nun günahları­nı bağışla ve onu tevbeye ve islâma muvaffak kıl. Çünkü o hidayet ve hak yol­dan sapmıştır. Yani müşriktir. Bu, daha önce Hz. İbrahim’in ona vaad ettiği du­ayı yerine getirmek için yaptığı duadır, babasının Allah düşmanı olduğu ortaya çıkmadan önce yaptığı duadır.

Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur:

“İbrahim’in babasına olan istiğfarı ancak ona verdiği bir vaadden dolayı idi. Yoksa onun Allah’ın bir düşmanı olduğu kendisine iyice belli olunca o bun­dan uzaklaştı. İbrahim cidden pek çok niyaz eden ve gerçekten sabırlı bir zat idi. “(Tevbe 9/114).

Hz. İbrahim (a.s.) daha sonra ahirette tam bir bağışlanma talep ederek şöyle dua etti:

6- “İnsanların diriltileceği gün beni rezil etme.” Yani ihmal ettiğim şeye karşı azarlama ile ya da mirasçının derecesinin noksanlığı ile rüsvay eyleme. Beni kıyamet günü ilk ve son bütün yaratıkların diriltileceği gün horlanmak­tan, rezil ve rüsvay olmaktan koru. Bu dua Hz. İbrahim’in (a.s.) dehşeti şiddet­li günde, huzura, kurtuluşa ve kemale ulaşma noktasındaki aşırı arzusudur. O bu günü şöyle tavsif etmektedir:

“O gün ne mal, ne de evlât fayda verecektir. Ancak Allah’a tertemiz bir kalple varan kimse müstesna.” Yani o gün yeryüzü dolusu altını feda etse bile, malın kişiyi Allah’ın azabından kurtaramayacağı, yeryüzünde bulunan kimse­lerin tamamını feda etse bile evlâdın kişiyi Allah’ın azabından kurtaramayaca­ğı gündür. O gün sadece Allah Tealâ’ya iman, dinde ihlâsla ibadet etme, şirk ve şirk ehlinden uzaklaşma fayda verebilir.

“Selim kalb”den murad fasit inançlardan ve rezil huylardan ve küfür, şirk ve nifak başta olmak üzere bütün günahlara meyletmekten uzak olan tertemiz bir kalptir.

Said b. Müseyyeb (r.a.) diyor ki: “Selim kalp, sağlıklı bir kalptir. Müminin kalbi böyledir. Çünkü kâfirin ve münafığın kalbi hastadır. Allah Tealâ buyuru­yor ki: “Onların kalplerinde hastalık vardır.” (Bakara, 2/10).