64

٦٤

وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِى الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا

(64) vestefziz menisteta’te minhüm bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve racilike ve şarikhüm fil emvali vel evladi veidhüm ve ma yeidühümüş şeytanü illa ğurura
tedirgin et gücünün yettiği kimselere onlardan sesinle üzerlerinde yaygara bas süvarilerinle ve piyadelerinle mallarına, evlatlara ortak ol onlara vaatte bulun onlara vaatte bulunur şeytan ancak aldanmaktan başka

(64) Lead to destruction those whom thou canst among them, with thy (seductive) voice make assaults on them with thy cavalry and thy infantry mutually share with them wealth and children and make promises to them. But promises them Satan nothing but deceit.

1. vestefziz (ve istefsiz) : ve aldat, rahatsız et
2. men isteta’te : kime güç yetirirsen
3. min-hum : onlardan
4. bi savti-ke : sesinle
5. ve eclib : ve bağırarak sevket (yönlendir)
6. aleyhim : onların üzerine
7. bi hayli-ke : senin atlılarınla
8. ve recili-ke : ve senin yayaların
9. ve şârik-hum : ve onlara ortak ol
10. fî el emvâli : mallarda
11. ve el evlâdi : ve evlâtlarda, çocuklarda
12. vaid-hum, : onlara vaadet
13. ve mâ yaidu-hum : ve onlara vaadettiği şeyler
14. eş şeytânu : şeytan
15. illâ : ancak, fakat
16. gurûren : aldanma, aldatma

Advertisements