50

٥٠

وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ التَّوْريةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِءْتُكُمْ بِايَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّهَ وَاَطيعُونِ

(50) ve müsaddikal lima beyne yedeyye minet tevrati ve li ühille leküm ba’dallezi hurrime aleyküm ve ci’tüküm bi ayetim mir rabbiküm fettekullahe ve etiy’un

Hem tasdik ederek önündeki Tevrat’ı size helal kılmak için (daha önce) haram edilen bazı şeyleri size bir mucize getirdim Rabbinizden Allah’tan sakının ve bana itaat edin

(50) ” ‘(I have come to you), to attest the law which was before me. And to make lawful to you part of what was (before) forbidden to you I have come to you with a Sign from your Lord. So fear Allah, and obey me.’ ”

1. ve musaddikan : ve tastik edici olan, tastik eden
2. li-mâ : şeyi, şeyleri
3. beyne yedeyye : ellerim arasında, önümde
4. min et tevrâti : Tevrat’tan
5. ve li uhılle lekum : ve size helâl kılmak için
6. ba’da ellezî : bazı şeyleri ki
7. hurrime : haram kılındı
8. aleykum : sizin üzerinize, size
9. ve ci’tu-kum bi : ve geldim, getirdim
10. âyetin : âyet, mucize, delil
11. min rabbi-kum : Rabbiniz’den
12. fe ittekû allâhe : artık Allah’a karşı takva sahibi olun
13. ve etîû-ni : ve bana itaat ediniz

Advertisements